İsrail ordusu, 19 Haziran 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki hedeflere gece boyunca geniş çaplı hava ve kara saldırıları düzenledi. Hizbullah'ın bölgede yoğun çatışmalar yaşandığını duyurması, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yeni kurulan ateşkes anlaşmasını ciddi biçimde tehdit ediyor. İsrail ve Hizbullah, varılan anlaşmanın tarafları olmasa da, Tahran'ın bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisi ve ABD'nin İsrail'e verdiği destek, bu çatışmanın anlaşmayı dinamitleyebileceği endişelerini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, sınır hattındaki Hizbullah mevzilerine, roketatarlara ve askeri altyapıya yönelik "hassas" operasyonlar gerçekleştirildiği belirtildi. Saldırıların, İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlere yönelik Hizbullah saldırılarına misilleme olarak düzenlendiği ifade edildi. Hizbullah ise savaşçılarının İsrail güçleriyle doğrudan çatışmaya girdiğini ve bazı İsrail askerlerinin yaralandığını iddia etti. Bölgedeki gerginlik, ABD ve İran arasında arabulucular eşliğinde yürütülen müzakerelerin ardından sağlanan ateşkesin ilk günlerinde tırmanışa geçti. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e karşı yeni bir cephe açması, iki ülke arasındaki diplomatik süreci baltalama riski taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD Başkanı, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamayı ve bölgedeki vekil güçlerini kontrol altına almayı hedefleyen anlaşmayı, Orta Doğu'da istikrarın anahtarı olarak tanımlıyor. Ancak İsrail Başbakanı, İran'ın anlaşmalara rağmen nüfuzunu genişlettiğini savunarak askeri harekatı sürdürme kararlılığını vurguluyor. Analistler, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının ABD'nin bölgedeki diplomatik çabalarına gölge düşürdüğünü belirtiyor. Öte yandan Fransa ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, İran'dan anlaşmaya bağlı kalınması uyarısı geldi. Bölgedeki gelişmeler, özellikle İran'ın nükleer dosyası ve enerji arz güvenliği açısından küresel piyasaları da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin hem kuzey komşusu hem de doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından kritik öneme sahip. Türkiye, Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplarla mücadele ederken, Lübnan'daki istikrarsızlık mülteci akışını artırabilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile İran arasındaki anlaşmayı doğrudan etkileyen bu gelişmeyi dikkatle izliyor. Türkiye'nin bölgedeki enerji projeleri ve Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama faaliyetleri, çatışmanın büyümesi halinde tehlikeye girebilir. Ankara, taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenebileceğini sinyali verse de, İsrail'in askeri harekatı bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.