İsrail ordusu, ABD ile İran arasında dolaylı yollardan varılan geçici mutabakata rağmen Lübnan'ın güney bölgelerinde askeri saldırılarına devam ediyor. Middle East Eye kaynaklarına göre, İsrail savaş uçakları dün akşam saatlerinde Nebatiye ve Bint Cübeyl bölgelerine hava saldırıları düzenlerken, topçu birlikleri de sınıra yakın köyleri yoğun ateş altına aldı. Saldırılarda en az iki sivilin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Hizbullah'a ait olduğu belirtilen bazı hedefler de vuruldu.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasında Umman aracılığıyla yürütülen dolaylı müzakerelerde, İran'ın nükleer programı ve bölgesel gerilimlerin azaltılması konularında bir ön mutabakata varıldığı iddia ediliyor. Ancak bu mutabakat, İsrail'in Lübnan'daki askeri faaliyetlerini durdurmasını sağlamış değil. İsrail yönetimi, özellikle Hizbullah'ın sınıra yakın bölgelerdeki varlığını tehdit olarak görmeye devam ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda, 'Kuzey sınırında güvenliği sağlamak için her türlü tedbiri alacaklarını' belirtmişti.
1990'dan bu yana devam eden İsrail-Filistin çatışmasının gölgesinde, Lübnan sınırı da sık sık gerilime sahne oluyor. 2006'daki savaştan bu yana bölgede zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Son haftalarda tırmanan gerginlik, uluslararası toplumun endişelerini artırmış durumda. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), ateşkes ihlallerine dikkat çekerek tarafları sükunete davet ediyor.
Hizbullah ise İsrail saldırılarına karşı 'meşru müdafaa hakkını' kullanacağını açıklarken, sivil kayıpların sorumlusunun İsrail olduğunu savunuyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın bugün yapacağı konuşmada, son gelişmelere ilişkin önemli açıklamalar yapması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in saldırıları, ABD-İran uzlaşmasının bölgesel yansımalarını test ediyor. ABD, İran ile anlaşma zemini ararken, İsrail'in Lübnan'daki askeri hareketliliği bu süreci zora sokabilir. İran, Hizbullah üzerinde nüfuz sahibi olmasıyla biliniyor; bu nedenle Lübnan'daki gelişmeler Tahran'ın bölgesel stratejisi açısından kritik öneme sahip. Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, Lübnan'daki istikrarsızlığın kendi güvenliklerini tehdit etmesinden endişe ediyor.
Fransa ve AB, Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulunurken, Rusya da taraflara itidal tavsiye ediyor. Ancak uluslararası toplumun somut adımlar atmakta isteksiz olduğu görülüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı talepleri şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Uzmanlar, İsrail'in bu saldırılarla Hizbullah'ın caydırıcılığını azaltmayı hedeflediğini, ancak bunun bölgesel bir savaş riskini artırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, bölgesel istikrarın korunmasından yana bir politika izlerken, Lübnan'daki çatışmaların yayılması halinde sınır güvenliği ve mülteci akını gibi risklerle karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumu ve Hizbullah'la ilişkileri düşünüldüğünde, gelişmeler Türk dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Ankara, bu süreçte hem ABD hem de İran'la dengeli bir diplomasi yürütmek durumunda kalabilir.