İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerine yönelik düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısında üç Filistinli yaralandı. Saldırı, bugün öğle saatlerinde Deyr el-Belah'ın doğusundaki Bureyc Mülteci Kampı yakınlarında meydana geldi. Görgü tanıkları, alçak uçuş yapan bir İHA'nın hedef aldığı gruba ikinci bir saldırı daha düzenlediğini ve bu sırada çevredeki evlerde hasar oluştuğunu bildirdi. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralıların El-Eksa Şehitleri Hastanesi'ne kaldırıldığını ve durumlarının stabil olduğunu açıkladı.
Saldırının arka planı ve bölgedeki son durum
Bu saldırı, İsrail ile Hamas arasında 19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede artan tansiyonun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ateşkesin ardından İsrail ordusu, Gazze'nin çeşitli bölgelerinde sık sık "şüpheli hareketlilik" gerekçesiyle hava saldırıları düzenliyor. Son iki hafta içinde en az 12 Filistinlinin bu tür saldırılarda öldüğü ya da yaralandığı bildiriliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi çağrısında bulunurken, İsrail tarafı ise operasyonların güvenlik gerekçeleriyle sürdüğünü savunuyor.
Öte yandan, Gazze'deki insani kriz giderek derinleşiyor. BM Dünya Gıda Programı'na göre nüfusun %80'i insani yardıma muhtaç durumda. Temiz su ve sağlık hizmetlerine erişim neredeyse imkânsız hale gelmişken, bölge halkı her gün yeni bir saldırı korkusuyla yaşıyor. Bureyc Mülteci Kampı, 1948 Arap-İsrail Savaşı sonrası kurulan kamplardan biri olup, şu anda yaklaşık 46 bin mülteciyi barındırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, sadece Gazze'deki durumu değil, bölgesel ve uluslararası dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Ateşkesin uygulanmasında aracı olan Mısır ve Katar, bu tür saldırıların anlaşmanın geleceğini tehlikeye attığını belirtiyor. Mısır, iki taraf arasında yürütülen müzakerelerin yeniden başlaması için diplomatik girişimlerini artırırken, Katar da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için taraflara çağrıda bulunuyor. ABD ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını vurgulayarak, ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Uzmanlar, bu tür saldırıların ateşkesi aşındırdığına ve kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetiyle birlikte, bölgedeki gerginlik her geçen gün biraz daha tırmanıyor. Filistinli gruplar, İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini savunarak karşılık verme tehdidinde bulunuyor. Bu durum, Orta Doğu'da geniş çaplı bir çatışmaya dönme riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başından bu yana Gazze'deki insani dramın en güçlü seslerinden biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, İsrail'in saldırılarını defalarca kınadı ve Filistin halkının yanında olduğunu vurguladı. Bu son saldırı, Türkiye'nin bölgede istikrar arayışını yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve iki devletli çözüm çerçevesinde barış sürecinin başlatılması için diplomatik inisiyatiflerini sürdürüyor. Ayrıca, Gazze'ye insani yardım ulaştırma konusunda aktif rol oynayan Türkiye, bu saldırıların yardım çalışmalarını da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Ankara, BM nezdinde İsrail'in uluslararası hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması için çağrılarını yineleyeceği mesajını veriyor.