Orta Doğu Gözlemevi’nin (MEE) yayımladığı özel bir haberde, İsrail'in Fransa'da düzenlenen yerel seçimlerde gizli bir etki kampanyası yürüttüğü ortaya çıktı. 'Demokrasimize saldırı' olarak tanımlanan bu operasyon kapsamında, İsrail hükümetine bağlı birimin, Fransa'nın çeşitli bölgelerinde Filistin yanlısı adayların seçim şansını azaltmak amacıyla koordineli bir şekilde çalıştığı belirtiliyor. Haber, İsrail'in yabancı seçimlere müdahale ettiğine dair en somut kanıtlardan birini sunarken, bu durum uluslararası hukuk ve demokratik normlar açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Gelişmenin arka planı: İsrail'in Fransa'daki operasyonunun perde arkası
MEE'nin elde ettiği belgelere ve tanık ifadelerine göre, İsrail'in Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir birim, 2020 ve 2021 yıllarında Fransa'nın belediye seçimlerine yönelik bir kampanya yürüttü. Kampanya, özellikle Filistin davasına yakın duran ve İsrail politikalarını eleştiren adayları hedef aldı. Bu adayların kamuoyunda itibarsızlaştırılması, sosyal medyada dezenformasyon yayılması ve seçim sürecinde engellenmeleri için çaba harcandığı iddia ediliyor. Operasyonun, Fransa'da yaşayan Yahudi cemaatinin bir kısmının da desteğiyle yürütüldüğü, ancak bu cemaatin tamamını temsil etmediği vurgulanıyor.
Fransız istihbarat servislerinin bu müdahaleyi fark ettiği ve soruşturma başlattığı biliniyor. Ancak soruşturmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşılmış değil. MEE'nin haberi, Fransa'nın egemenliğine ve demokratik süreçlerine yönelik bu müdahaleyi gün yüzüne çıkararak, Avrupa'da yabancı etki kampanyalarının boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Demokrasi tehdidi ve uluslararası hukuk
İsrail'in bu girişimi, yabancı devletlerin başka ülkelerin seçimlerine müdahalesi bağlamında değerlendiriliyor. Rusya'nın 2016 ABD seçimlerine müdahalesiyle benzerlikler taşıyan bu olay, demokratik süreçlerin ulusötesi tehditler karşısında ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tür kampanyaların sadece hedef ülkenin iç işlerine müdahale olmadığını, aynı zamanda uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) egemenliğe saygı ilkesi, bu tür müdahaleleri yasaklıyor.
Fransa'daki yerel seçimlerde uygulanan bu taktikler, başka ülkelerde de benzer operasyonların olabileceği endişesini artırıyor. Özellikle Avrupa'da, artan antisemitizm ve İsrail-Filistin çatışmasına duyarlılık gibi meseleler, bu tür kampanyaları tetikleyebiliyor. Fransa hükümeti olaya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet partileri konunun mecliste ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca, bu olayın ABD’deki İsrail yanlısı lobi faaliyetleriyle ilişkisi merak ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye'nin de sıklıkla karşı karşıya kaldığı yabancı müdahale ve dezenformasyon kampanyalarını hatırlatıyor. Türkiye, özellikle son yıllarda yerel ve genel seçimler öncesinde sosyal medya üzerinden yürütülen algı operasyonlarına maruz kaldı. İsrail’in Fransa’da uyguladığı yöntemler, Türkiye’nin de benzer tehditlere karşı istihbarat ve siber güvenlik önlemlerini artırması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, bu tür müdahalelerin uluslararası hukuk ve diplomasi yoluyla ele alınması, benzer olayların Türkiye’ye sıçramasını engelleyebilir. Filistin meselesine duyarlı Türk kamuoyu, bu gelişmenin İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir cephe açma potansiyelini de dikkatle izlemeli.