İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, Perşembe günü yaptığı açıklamada İsrail'in "er ya da geç" Suriye'ye savaş açacağını söyledi. Chikli, Suriye ve Türkiye'nin İsrail için İran'dan daha büyük bir meydan okuma oluşturduğunu iddia etti. Bu açıklama, ABD ile İran arasında varıldığı bildirilen bir anlaşmanın ardından geldi. Anlaşmanın detayları henüz netleşmezken, İsrailli yetkililerin bölgesel güç dengelerine ilişkin endişelerini artırdığı görülüyor. Chikli'nin sözleri, İsrail'in son dönemde Suriye topraklarına yönelik artan hava saldırıları ve İran destekli güçlere yönelik operasyonları bağlamında değerlendiriliyor.
Chikli'nin açıklamaları ve arka planı
İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, İsrail kamu yayıncısı Kan'a verdiği röportajda, “Suriye'ye er ya da geç savaş açacağız, çünkü Suriye ve Türkiye İsrail için İran'dan daha büyük bir meydan okumadır” ifadelerini kullandı. Chikli, bu savaşın İran ve Hizbullah'a yönelik operasyonların bir devamı olacağını ima etti. Chikli'nin bu sözleri, İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geldi. İsrail, yıllardır Suriye'de İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı'na ait olduğunu iddia ettiği noktaları vuruyor. Ancak Chikli'nin doğrudan Suriye devletini hedef alan savaş tehdidi, daha önceki söylemlerden farklı bir boyut taşıyor.
Chikli, ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kısa süre önce Washington'a yaptığı ziyarete atıfta bulunarak, ABD yönetiminin İran konusunda İsrail'in pozisyonunu tam olarak anlamadığını öne sürdü. Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı daha sert önlemler talep ettiği biliniyor. Chikli, “Amerikalılar İran'ın tehlikesini anlıyor, ancak Suriye ve Türkiye'nin oluşturduğu tehdidi küçümsüyor” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Suriye'ye savaş tehdidi, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek potansiyele sahip. Suriye, 2011'den bu yana iç savaşla boğuşurken, İran ve Rusya'nın desteğiyle Beşşar Esad rejimi ayakta kalmayı başardı. İsrail, İran'ın Suriye'de askeri varlığını genişletmesine şiddetle karşı çıkıyor ve bu nedenle düzenli saldırılar düzenliyor. Chikli'nin savaş tehdidi, bu saldırıların daha sistematik ve geniş çaplı hale gelebileceğine işaret ediyor.
Türkiye ise Suriye'nin kuzeyinde askeri varlığını sürdürüyor ve PKK/YPG'ye karşı operasyonlar yapıyor. İsrail ile Türkiye arasında son yıllarda diplomatik ilişkiler normalleşme sürecine girmiş olsa da, Suriye konusu iki ülke arasında potansiyel bir gerilim kaynağı. Chikli'nin Türkiye'yi hedef alan sözleri, Ankara tarafından tepkiyle karşılanabilir. Ayrıca, ABD-İran anlaşmasının bölgesel etkileri de merak konusu. Anlaşmanın, İran'ın nükleer programını kısıtlaması ve buna karşılık yaptırımların hafifletilmesini öngördüğü belirtiliyor. İsrail, bu tür bir anlaşmayı İran'ın bölgesel faaliyetlerini meşrulaştıracağı gerekçesiyle endişeyle karşılıyor.
Rusya, Suriye'deki askeri varlığı nedeniyle kilit bir aktör. İsrail'in Suriye'ye olası bir askeri müdahalesi, Moskova ile Tel Aviv arasında doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getirebilir. Şu ana kadar iki ülke, Suriye semalarında koordinasyon mekanizmaları sayesinde çatışmayı önledi. Ancak İsrail'in daha geniş çaplı bir operasyonu bu dengeyi bozabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrailli bir bakanın Türkiye'yi doğrudan tehdit olarak tanımlaması, Ankara ile Tel Aviv arasındaki normalleşme sürecine gölge düşürebilir. Türkiye, Suriye'de askeri varlığını sürdüren ve İdlib'deki operasyonlarıyla Sahil Güvenlik unsurlarını hedef alan bir aktör. İsrail'in bu söylemi, Türkiye'nin Suriye'deki varlığını sorgulayan bir pozisyon olarak yorumlanabilir. Ayrıca, İsrail'in İran'a yönelik politikaları, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla çakışabilir. Türkiye, İran'la ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürürken, İsrail'in bu ülkeye yönelik sert tutumu enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından risk oluşturabilir. Öte yandan, ABD-İran anlaşmasının yürürlüğe girmesi, bölgede petrol fiyatları ve ticaret yollarını etkileyerek Türkiye ekonomisini dolaylı olarak etkileyebilir.