İran, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan gemilere yönelik ücret uygulaması başlatacağını açıkladı. Tahran yönetimi, su yolunun yönetim ve bakım masraflarını karşılamak amacıyla getirilen bu düzenlemenin 60 günlük müzakere sürecinin ardından yürürlüğe gireceğini bildirdi. Karar, küresel enerji piyasalarında ve uluslararası deniz ticaretinde önemli yansımalara yol açabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İran Petrol Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın bakımı, güvenliği ve çevre koruma çalışmaları için yıllık yaklaşık 500 milyon dolar harcandığı, bu maliyetin karşılanması için geçiş ücreti alınmasının kaçınılmaz olduğu belirtildi. Uygulamanın kapsamı, boğazdan geçen tüm ticari gemileri ve tankerleri içerecek. Ücret tarifesi, gemi tonajı ve yük türüne göre değişecek. İran'ın bu hamlesi, 2025 yılında imzalanan ve ABD ile ilişkileri normalleştiren tarihi anlaşmanın ardından gelen ilk önemli düzenleme olması açısından dikkat çekiyor. Ancak Tahran, bu adımın anlaşma ruhuna aykırı olmadığını, aksine boğazın sürdürülebilir yönetimi için gerekli olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, İran'ın bu kararının arkasında ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan gelir ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Yıllardır süren yaptırımların ardından ekonomi toparlanmaya çalışırken, Tahran yeni kaynaklar yaratma arayışında. Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinin yılda 50 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor ve bu potansiyel gelir, İran için önemli bir mali katkı sağlayabilir. Öte yandan, İran'ın bölgedeki askeri varlığını ve kontrolünü pekiştirme stratejisinin de bu kararda etkili olduğu yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar bir su yolu olup, küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20'si bu geçişi kullanıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçıları, ham petrollerini bu boğaz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırıyor. İran'ın geçiş ücreti planı, bu ülkelerin ihracat maliyetlerini artırabileceği gibi, küresel petrol fiyatlarında da dalgalanmaya yol açabilir.
ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmezken, Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez İşbirliği Konseyi'nin konuyu yakından takip ettiği bildiriliyor. KİK ülkeleri, daha önce de İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı alternatif enerji yolları arayışına girmişti. İran'ın bu hamlesi, 2019'da yaşanan tanker saldırıları ve 2023'teki gemi alıkonulma olaylarının ardından, bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti uygulaması, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından iki yönlü etki doğurabilir. Türkiye, ham petrol ithalatının önemli bir kısmını Irak ve Suudi Arabistan'dan sağlıyor; bu ülkelerin ihracat maliyetinin artması, Türkiye'nin enerji faturasını dolaylı yoldan yükseltebilir. Öte yandan, Türkiye'nin son yıllarda geliştirdiği enerji koridoru projeleri (TANAP, TürkAkım) sayesinde enerji arz kaynaklarını çeşitlendirme çabaları, İran'ın bu hamlesine karşı bir tampon görevi görebilir. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nda egemenlik haklarına sahip olan Türkiye, İran'ın bu girişimini uluslararası deniz hukuku açısından örnek alınmaması gereken bir durum olarak takip ediyor. Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği askeri ve diplomatik ilişkiler, bölgede olası bir deniz güvenliği krizinde Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesine zemin hazırlayabilir.