İsrail Bakanlar Komitesi, pazar günü yaptığı toplantıda, camilerde hoparlör kullanarak okunan İslami ezan (Ezan-ı Muhammedi) uygulamasına yeni kısıtlamalar getiren bir yasa tasarısını onayladı. Tasarıya göre, camiler ses sistemlerini kurmak veya çalıştırmak için önceden izin almak zorunda kalacak. İzin verilmeyen durumlarda hoparlör kullanımı yasaklanacak ve ihlal durumunda ağır para cezaları uygulanacak. Bu düzenleme, özellikle Kudüs ve Batı Şeria'daki camileri hedef alıyor. Söz konusu girişim, İsrail'deki Müslüman azınlığın dini özgürlüklerine yönelik son saldırılardan biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'de uzun süredir tartışılan hoparlör kısıtlaması, sağcı ve ultra-Ortodoks partilerin desteğiyle yasalaşma yolunda ilerliyor. Benzer bir yasa tasarısı daha önce de gündeme gelmiş ancak geniş çaplı protestolar nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Şimdiki tasarı, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin en tartışmalı projelerinden biri haline geldi.
Tasarının mimarlarından olan Knesset üyesi ve aşırı sağcı Otzma Yehudit partisinden Itamar Ben-Gvir, hoparlörlerin “gürültü kirliliği” yarattığını ve Yahudi vatandaşların huzurunu bozduğunu iddia ediyor. Ancak eleştirmenler, bu girişimin dini hoşgörüsüzlük ve İslamofobi ürünü olduğunu vurguluyor. İnsan hakları örgütleri, ses seviyesi düzenlemeleri adı altında Müslümanların ibadet özgürlüğüne müdahale edildiğini belirtiyor.
Tepkiler ve tartışmalar
Tasarıya Filistin yönetimi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve birçok Arap ülkesi sert tepki gösterdi. İsrail İçişleri Bakanı ve Müslüman Kardeşler bağlantılı Raam partisi lideri Mansur Abbas, hareketi “provokasyon” olarak nitelendirerek, bunun dini gerilimi tırmandıracağını söyledi. Abbas ayrıca, İsrail'deki Müslümanların temel haklarını savunmak için tüm demokratik yolları kullanacaklarını ifade etti.
Buna karşın, tasarıya destek veren milletvekilleri, kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunarak çoğu Yahudi vatandaşın hoparlörlerden rahatsız olduğunu iddia ediyor. Ancak bağımsız araştırmalar, şikayetlerin büyük ölçüde sembolik olduğunu ve gerçek bir gürültü sorunundan ziyade ideolojik bir rekabete dayandığını gösteriyor.
Bölgesel boyut
Bu gelişme, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki Müslüman nüfus üzerinde doğrudan etki yaratacak. Ezan sesinin kısılması, özellikle Mescid-i Aksa etrafındaki hassas dengeleri bozma riski taşıyor. İsrail yönetimi, aşırı sağcı grupların baskısıyla hareket ederken, bölgede yeni bir gerginlik dalgası tetiklenebilir. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, bu tür adımların barış sürecini baltaladığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın statüsünü yakından takip eden bir ülke olarak, bu tasarıya karşı çıkması beklenen ülkeler arasında yer alıyor. İsrail'deki aşırı sağcı hükümetin, Müslümanların dini sembollerine yönelik bu girişimi, Ankara ile Tel Aviv arasında son dönemde normalleşmeye başlayan ilişkileri yeniden germe potansiyeli taşıyor. Türk kamuoyunda da ezanın kısıtlanması büyük bir tepkiyle karşılanacaktır. Ayrıca, bu gelişme Orta Doğu'da dini hassasiyetlerin arttığı bir dönemde, bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir ve Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha da güçlendirebilir.