İsrail Parlamentosu (Knesset), üniversitelerde cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasal güvence altına alan tartışmalı bir yasayı kabul etti. Muhalefet ve akademik camianın sert tepkisine yol açan yasa, eğitim kurumlarında kadın ve erkeklerin ayrı sınıflarda okutulmasını mümkün kılıyor. İsrail’in laik ve demokratik yapısına aykırı bulunan düzenleme, ülkede dini sağın etkisini artıran adımlar arasında değerlendiriliyor.
Yasanın ayrıntıları ve arka planı
Knesset’te 19 Haziran 2023’te kabul edilen yasa, daha önce Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilen bir düzenlemenin benzerini içeriyor. Yeni yasa, üniversitelerin “dini hassasiyetler” gerekçesiyle kampüs içinde cinsiyet ayrımcılığı uygulamasına izin veriyor. Özellikle dindar Yahudi öğrencilerin yoğun olduğu bölümlerde ayrı sınıfların oluşturulması teşvik ediliyor. Muhalefet milletvekilleri, yasanın kadınların akademik hayata katılımını kısıtlayacağını ve İsrail’in uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınan eşitlik ilkesini ihlal ettiğini savunuyor.
Yasa, İsrail’deki ultra-Ortodoks (Haredi) toplumunun artan siyasi etkisinin bir yansıması olarak görülüyor. Haredi partileri, koalisyon hükümetinin kilit ortağı konumunda. Söz konusu düzenleme, bu kesimin eğitim kurumlarındaki taleplerine yanıt olarak hazırlandı. Yükseköğretim Konseyi ve birçok üniversite rektörü, yasanın akademik özgürlükleri tehdit ettiği gerekçesiyle karara tepki gösterdi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail’de cinsiyet ayrımcılığını yasallaştıran bu adım, uluslararası kamuoyunda endişeyle karşılandı. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), yasanın kadın haklarına aykırı olduğunu ve uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını açıkladı. Avrupa Birliği ve ABD Dışişleri Bakanlığı da konuya ilişkin endişelerini dile getirdi. İsrail’in Orta Doğu’da “demokrasi adası” imajına zarar veren bu gelişme, özellikle Batı’da İsrail’e yönelik eleştirileri artırabilir. Filistin yönetimi ise yasayı “İsrail’in apartheid rejiminin bir başka yüzü” olarak nitelendirdi.
Öte yandan, İsrail’in eğitim sisteminde cinsiyet ayrımcılığının yaygınlaşması, bölgedeki diğer ülkelerde de benzer düzenlemelerin önünü açabileceği yorumlarına neden oluyor. Muhafazakâr dini akımların etkisi altındaki Ortadoğu ülkelerinde, kadınların eğitim hakkı konusunda geri adım atılması riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail’de cinsiyet ayrımcılığının yasallaşması, Türkiye’nin de dâhil olduğu uluslararası kadın hakları mücadelesi açısından endişe verici bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, laik eğitim sistemi ve kadın-erkek eşitliği konusundaki anayasal ilkeleriyle bu tür uygulamalara karşı durmaktadır. Ancak son yıllarda muhafazakâr dini grupların eğitim politikaları üzerindeki etkisinin arttığı Türkiye’de, benzer tartışmaların alevlenmesi mümkün. İsrail’deki bu gelişme, Türk kamuoyunda laiklik ve cinsiyet eşitliği konularındaki hassasiyetleri yeniden gündeme getirebilir. Dış politika açısından, iki ülke arasındaki normalleşme sürecinde bu tür insan hakları ihlallerinin gündeme gelmesi, ilişkileri olumsuz etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir.