KUDÜS, 7 Ekim - İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği ve Gazze'ye yönelik büyük bir askeri saldırıyı tetikleyen saldırısının üçüncü yıl dönümünü Çarşamba günü anıyor. Bir yıldır süren ve savaşı kalıcı olarak durdurmayı amaçlayan ateşkese rağmen Gazze'de koşullar hâlâ ağır. İsrailliler, ülke genelinde düzenlenecek törenlerle saldırıda hayatını kaybedenleri anacak.
Gelişmenin arka planı
7 Ekim 2023'te Hamas, İsrail'in güney sınırındaki yerleşim yerlerine ve askeri üslere eşi görülmemiş bir saldırı düzenledi. Saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetti ve 250'den fazla kişi rehin alındı. Bu olay, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik geniş çaplı bir askeri operasyon başlatmasına yol açtı. İsrail'in hava ve kara saldırıları Gazze'nin büyük bölümünü harabeye çevirdi; binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi.
Üç yıl sonra, 2024 yılında varılan ateşkes anlaşması hâlâ yürürlükte. Ancak ateşkese rağmen Gazze'de insani durum kritikliğini koruyor. Altyapı büyük ölçüde yıkılmış durumda, temel hizmetler ve temiz suya erişim sınırlı. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmakta zorluk çekiyor. Ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi için müzakereler devam ediyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik sürüyor.
İsrail'de anma törenleri, başta Kudüs ve Tel Aviv olmak üzere birçok şehirde yapılacak. Saldırıda yakınlarını kaybeden aileler için bu yıl dönümü, hem yas hem de rehinelerin akıbeti konusundaki belirsizlikle gölgeleniyor. Hamas'ın elinde hâlâ rehineler olduğu düşünülüyor; aileler, hükümetten rehinelerin kurtarılması için daha fazla çaba sarf etmesini talep ediyor.
İsrail hükümeti, saldırının yıl dönümünde ulusal birlik mesajları verirken, muhalefet ve kamuoyunun bir kısmı, saldırının önlenmesinde istihbarat ve güvenlik zaafiyetleri olduğu eleştirisini yineliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu yönetimi, olayın sorumlularının cezalandırılacağını ve bir daha böyle bir saldırının yaşanmayacağını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
7 Ekim sonrası Ortadoğu'da dengeler önemli ölçüde değişti. İsrail'in Gazze operasyonu, bölgede İran yanlısı gruplarla gerilimi artırdı; Lübnan, Suriye ve Yemen'de çatışmalar yaşandı. ABD, İsrail'e desteğini sürdürürken, Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler ateşkes çağrıları yaptı. Ateşkes anlaşması, bölgesel bir tırmanmayı engelledi ancak kalıcı barış için Filistin-İsrail çatışmasının çözümü şart.
Uluslararası toplum, iki devletli çözüm için çağrılarını yineliyor. Ancak İsrail'in genişleme politikaları ve Filistin yönetimindeki bölünmüşlük, çözümü zorlaştırıyor. Gazze'nin yeniden inşası için milyarlarca dolar gerekiyor; kimin finanse edeceği belirsiz. Mısır ve Katar gibi arabulucular, ateşkesin kalıcılığı için çaba harcıyor.
Enerji ve ticaret yolları açısından da bölge kritik. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel deniz taşımacılığını olumsuz etkiledi. Ateşkes sonrası bu saldırılar durdu ancak Kızıldeniz'in güvenliği hâlâ kırılgan. Süveyş Kanalı trafiği normale dönmüş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim sonrası süreçte aktif diplomasi yürüttü; ateşkes için arabuluculuk yaptı ve Gazze'ye insani yardım gönderdi. Ateşkesin sağlanması, Türkiye'nin bölgesel istikrar çabalarını güçlendirdi. Ancak kalıcı barışın sağlanamaması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da etkiliyor: Doğu Akdeniz'deki gerilim, enerji projelerini tehdit ediyor; ticaret yollarındaki istikrarsızlık ihracatı olumsuz etkiliyor. Türkiye, Filistin meselesinde uluslararası toplum nezdinde sesini duyurmaya devam ediyor. Bölgede istikrar, Türkiye'nin terörle mücadelesi ve ekonomik büyümesi için kritik. Bu nedenle Türkiye, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve Gazze'nin yeniden inşası için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.