İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik üç yıllık saldırıları, bölgede on binlerce insanın ölümüne, geniş çaplı yıkıma ve temel hizmetlerin çökmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşların verilerine göre, 2023-2025 yılları arasında düzenlenen hava saldırıları, topçu ateşi ve kara operasyonları Gazze'nin altyapısını büyük ölçüde tahrip etti. Saldırıların bilançosu, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Saldırıların Arka Planı ve Yıkımın Boyutları
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 2023 yılında başlayan ve aralıklarla devam eden operasyonlarla üç yıla yayıldı. Bu süreçte, Gazze'nin sivil altyapısı hedef alındı; hastaneler, okullar, su ve elektrik tesisleri büyük zarar gördü. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, saldırılar sonucunda on binlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Konut stokunun önemli bir kısmı kullanılamaz hale gelirken, sağlık hizmetleri ve eğitim sistemi fiilen çöktü.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, Gazze'de insani yardımın ulaştırılmasında ciddi güçlükler yaşandığını, birçok bölgeye erişimin kısıtlandığını bildirdi. Dünya Sağlık Örgütü, salgın hastalık riskinin arttığına ve temel ilaçlara erişimin neredeyse imkânsız hale geldiğine dikkat çekti. Saldırılar, bölgedeki ekonomik faaliyeti de durma noktasına getirdi; tarım arazileri ve balıkçılık alanları kullanılamaz hale geldi.
İsrail yönetimi, saldırıların Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını savunurken, uluslararası toplum sivil kayıpların orantısız olduğu eleştirisini yöneltti. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarına ilişkin soruşturma başlattı. BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrıları yapıldı; ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk girişimleri zaman zaman sonuç verdi, fakat şiddet döngüsü tamamen kırılamadı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki saldırılar, Ortadoğu'da gerilimi tırmandırdı. Lübnan Hizbullahı, Yemen'deki Husiler ve İran destekli gruplar, İsrail'e yönelik misilleme tehditlerinde bulundu. Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar, küresel deniz taşımacılığını olumsuz etkiledi ve enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden oldu. ABD, İsrail'e askeri destek sağlarken, Avrupa Birliği ülkeleri arasında farklı tutumlar ortaya çıktı. Rusya ve Çin, ateşkes çağrılarını destekledi ancak somut yaptırım adımları atmaktan kaçındı.
İnsani kriz, küresel kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Dünya genelinde yüz binlerce kişi İsrail karşıtı gösteriler düzenledi. Üniversitelerde kampüs protestoları yaşandı. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'ye insani koridor açılması için çağrılarını sürdürüyor. Ancak İsrail'in ablukası ve güvenlik gerekçeleri, yardımların etkin dağıtımını engelliyor.
Ekonomik açıdan, savaşın maliyeti İsrail ekonomisini de vurdu. Askeri harcamalar arttı, turizm gelirleri düştü, yatırımcı güveni sarsıldı. Bölgesel ticaret yolları sekteye uğradı. Uluslararası Para Fonu, Orta Doğu ekonomilerinin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en sert tepki veren ülkelerden biri oldu. Ankara, İsrail'i soykırımla suçlayarak ticari kısıtlamalar uyguladı ve uluslararası platformlarda ateşkes çağrılarını destekledi. Türkiye, Gazze'ye insani yardım göndererek bölgedeki etkinliğini artırmaya çalışıyor. Ancak savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar hedeflerini olumsuz etkiliyor. Doğu Akdeniz'deki gerilim, Türkiye'nin deniz yetki alanları politikalarını da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, Filistin davasında diplomatik liderlik rolünü pekiştirirken, Batı ile ilişkilerinde denge gözetmeye devam ediyor.