İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yürüttüğü “yumuşak yerleşim” stratejisinin görünmez aktörleri arasında “Tepedeki Kızlar” olarak bilinen genç kadınlar yer alıyor. Bu genç kadınlar, doğrudan şiddet eylemi gerçekleştirmese de, yerleşimci karakollarının kurulması, tarım arazilerinin ele geçirilmesi ve Filistin topraklarının fiilen ilhak edilmesi sürecine zemin hazırlıyor. İsrail merkezli araştırmalar, bu grubun sosyal medya üzerinden örgütlendiğini, yerleşimci gençlik hareketleriyle bağlantılı olduğunu ve devlet kurumlarının göz yummasıyla hareket ettiğini ortaya koyuyor.
“Tepedeki Kızlar” kimdir, ne yapıyor?
“Tepedeki Kızlar” (Hilltop Girls) ifadesi, Batı Şeria’nın tepelik bölgelerinde kurulan yasadışı yerleşim karakollarında yaşayan veya bu karakollara destek veren genç İsrailli kadınları tanımlamak için kullanılıyor. Genellikle 16-25 yaş aralığındaki bu kadınlar, radikal yerleşimci ideolojisini benimseyen ailelerden geliyor. Bazıları, İsrail ordusunun “izinsiz yerleşim” olarak nitelendirdiği, ancak çoğu zaman müdahale etmediği karakollarda kalıcı olarak ikamet ediyor. Görevleri arasında, yeni karakolların inşası için keşif yapmak, Filistinlilere ait arazilerde tarımsal faaliyetlerde bulunarak fiili durum yaratmak ve sosyal medyada yerleşimci propagandası yapmak yer alıyor. İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in raporlarına göre, bu kadınlar çoğu zaman İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında hareket ediyor ve Filistinli köylülere yönelik taciz olaylarına karışabiliyor. Ancak “pogrom” olarak nitelendirilebilecek toplu şiddet eylemlerinden kaçınıyorlar; çünkü amaçları uluslararası kamuoyunda mağduriyet yaratmadan sessizce toprak kazanmak.
Yumuşak yerleşim stratejisinin bir parçası
İsrail’in “yumuşak yerleşim” stratejisi, resmi yerleşim bloklarının dışında, küçük ve dağınık karakollar kurarak Filistin topraklarında fiili egemenlik alanı genişletmeyi hedefliyor. Bu strateji, uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen, İsrail hükümeti tarafından açıkça destekleniyor. “Tepedeki Kızlar”, bu stratejinin kadın yüzü olarak öne çıkıyor; çünkü kadınların yerleşim faaliyetlerine katılımı, hem İsrail iç kamuoyunda daha kabul edilebilir görülüyor hem de uluslararası toplum nezdinde “masum çiftçiler” imajı yaratıyor. 2023 yılında İsrail’de yapılan bir araştırmaya göre, Batı Şeria’daki yasadışı karakolların sayısı 150’yi aşmış durumda ve bunların önemli bir kısmında kadınlar aktif rol alıyor. Bu karakollar, zamanla resmi yerleşim birimlerine dönüşerek İsrail’in ilhak politikasına hizmet ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
“Tepedeki Kızlar” olgusu, İsrail-Filistin çatışmasının gayri resmi aktörler üzerinden nasıl derinleştirildiğini gösteriyor. Uluslararası toplum, İsrail’in resmi yerleşim politikalarını kınasa da, bu tür “kendiliğinden” görünen yerleşimci hareketleri genellikle gözden kaçırılıyor. Avrupa Birliği ve ABD, yasadışı karakolları eleştirse de, İsrail’e yönelik yaptırımlar sınırlı kalıyor. Bu durum, Filistinlilerin topraklarının adım adım kaybedilmesine ve iki devletli çözüm ihtimalinin daha da zayıflamasına yol açıyor. Ayrıca, sosyal medyada örgütlenen bu genç kadınlar, küresel sağcı hareketlerle bağlantı kurarak İsrail’in imajını uluslararası alanda yeniden inşa etmeye çalışıyor. Örneğin, TikTok ve Instagram’da “Tepe Hayatı” adı altında paylaşılan içerikler, yerleşimci yaşamını romantize ederek Batılı gençler arasında sempati toplamayı amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin davasını destekliyor. “Tepedeki Kızlar” gibi gayri resmi aktörlerin yerleşim stratejisinde artan rolü, Türkiye’nin bölgedeki barış çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında İsrail’in yerleşim politikalarını gündeme getirerek Filistinlilerin haklarını savunmaya devam ediyor. Ancak bu tür “yumuşak” yerleşim girişimleri, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmediği için Türkiye’nin diplomasi kanallarında yeterince yankı bulamıyor. Ayrıca, bölgede istikrarsızlığın artması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini de olumsuz etkiliyor. Türkiye’nin Filistinli gruplar arası uzlaşı çağrıları, İsrail’in bu tür adımlarına karşı ortak bir duruş sergilenmesi açısından kritik önem taşıyor.