İsrail'in Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerini gösteren animasyonlu bir harita, 750 bin İsrailli yerleşimcinin 500'den fazla yerleşim ve karakolda yaşadığını ortaya koydu. İsrail pogromlarının rekor seviyeye ulaştığı bir dönemde yayınlanan harita, işgalin sistematik genişlemesini gözler önüne seriyor.
Yerleşimlerin Tarihsel Genişlemesi ve Hukuki Durum
Harita, 1967'den bu yana İsrail'in Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te inşa ettiği yerleşim birimlerinin nasıl arttığını adım adım gösteriyor. Uluslararası hukuka göre, savaş yoluyla ele geçirilen topraklarda yerleşim kurmak yasadışı. Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, tüm yerleşim faaliyetlerini açıkça ihlal olarak tanımlıyor. Ancak İsrail, bu kararları yok sayarak yerleşimlerini genişletmeye devam ediyor. 750 bin yerleşimci, Batı Şeria'daki 3 milyon Filistinliyle iç içe yaşıyor. Yerleşimler, Filistin köylerini ve tarım arazilerini parçalayarak iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getiriyor.
İsrail yönetimi, yerleşimleri "güvenlik" gerekçesiyle savunsa da, uluslararası toplum bu yapıları barışın önündeki en büyük engel olarak görüyor. Son yıllarda yerleşimci şiddeti de arttı. İsrailli insan hakları örgütleri, 2023'te Filistinlilere yönelik saldırıların rekor seviyeye ulaştığını belgeledi. "Pogrom" olarak nitelendirilen bu saldırılar, genellikle İsrail güvenlik güçlerinin gözü önünde gerçekleşiyor ve çoğu zaman cezasız kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yerleşimlerin genişlemesi, Orta Doğu barış sürecini derinden etkiliyor. Filistin yönetimi, yerleşim faaliyetleri durdurulmadan müzakere masasına dönmeyeceğini defalarca açıkladı. ABD yönetimi, yerleşimleri "barışa engel" olarak tanımlasa da, İsrail'e yönelik yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Avrupa Birliği ise yerleşim ürünlerine etiketleme gibi sınırlı önlemlerle yetiniyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, yerleşim faaliyetlerini savaş suçu olarak soruşturuyor. Ancak İsrail, mahkemenin yetkisini tanımıyor.
Animasyonlu harita, sadece bir görselleştirme değil, aynı zamanda işgalin boyutunu ve hızını gösteren çarpıcı bir belge. Yerleşimlerin çoğu, stratejik olarak Filistin nüfus merkezlerini birbirinden ayıracak şekilde konumlandırılmış. Bu, Filistin devletinin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası platformlarda sürekli eleştiriyor. Yerleşimlerin genişlemesi, Türkiye'nin iki devletli çözüm çağrısını daha da acil hale getiriyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki gerilim ve İsrail'in bölgesel ittifak arayışları, Türkiye'nin güvenlik hesaplarını etkiliyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde girişimlerde bulunarak Filistin meselesini gündemde tutmaya çalışıyor. Ancak Batı'nın etkisiz tutumu, Türkiye'nin diplomatik manevra alanını sınırlıyor.