İşgal altındaki Batı Şeria'da son dönemde İsrailli yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik saldırılar hız kazandı. Filistinlilerin evleri, camileri ve tarım arazileri ateşe verilirken, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinde kamuoyu önünde baskı kurmaktan kaçındığı belirtiliyor. Uluslararası toplumun çağrılarına rağmen Washington'dan yükselen sesin sınırlı kalması, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açıyor.
Saldırıların arka planı ve son durum
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti yıllardır devam eden bir sorun olsa da son haftalarda sistematik bir hal aldı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrailli yerleşimciler Filistin köylerine baskınlar düzenleyerek evleri, iş yerlerini ve zeytinlikleri kundakladı. Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırılarda yaralanan ve hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını bildirdi. Birçok aile evsiz kaldı; camiler tahrip edildi. Filistin yönetimi, saldırıların İsrail güvenlik güçlerinin gözü önünde gerçekleştiğini ve faillerin çoğunlukla cezasız kaldığını vurguluyor.
İsrail ordusu zaman zaman yerleşimcilere müdahale etse de, uluslararası insan hakları örgütleri bu müdahalelerin yetersiz olduğunu savunuyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yerleşimci şiddetinin Filistinlileri topraklarından etmeyi amaçlayan bir stratejinin parçası olabileceği uyarısında bulundu. İsrail hükümeti ise saldırıları kınasa da somut adım atmakta isteksiz davranıyor.
Trump yönetiminin tutumu ve uluslararası tepkiler
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana İsrail'e yönelik eleştirilerde bulunmaktan kaçınıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda genellikle "İsrail'in kendini savunma hakkı" vurgulanıyor, ancak yerleşimci saldırılarına dair doğrudan bir kınama gelmiyor. Trump'ın damadı ve eski danışmanı Jared Kushner'ın hazırladığı Orta Doğu planı da Filistinlilerin haklarını göz ardı etmekle eleştiriliyor. Washington'ın Netanyahu üzerinde baskı kurmaması, İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarını daha da cesaretlendirebilir.
Avrupa Birliği ve birçok ülke yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaptı. BM Güvenlik Konseyi'nde bazı üyeler, İsrail'e yönelik yaptırım çağrısını gündeme getirdi. Ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle somut bir adım atılamıyor. Uluslararası Af Örgütü, yerleşimci saldırılarını "savaş suçu" olarak nitelendirerek sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Filistin yönetimi, uluslararası toplumu acil müdahaleye davet ediyor. Ancak ABD'nin tutumu nedeniyle etkili bir yaptırım mekanizması devreye girmiyor. Uzmanlar, Trump yönetiminin İsrail yanlısı politikalarının bölgede istikrarsızlığı artırdığı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Batı Şeria'daki yerleşimci saldırılarını yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerini kınayarak, Filistinlilerin haklarının korunması için uluslararası platformlarda girişimlerde bulunuyor. ABD'nin Netanyahu'ya baskı yapmaması, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü zayıflatabilir ve Filistinlilerin yalnızlaşmasına yol açabilir. Ayrıca, artan şiddet Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik dengelerini de etkileyebilir; zira istikrarsızlık sınır bölgelerine kadar uzanabilir. Türkiye, uluslararası toplumu ortak hareket etmeye çağırarak, iki devletli çözümün önemini vurgulamaya devam ediyor.