İşgal altındaki Filistin toprakları ve Suriye Golan'ındaki İsrail yerleşimlerinde üretilen tarım ürünleri, Avrupa pazarına 'İsrail malı' etiketiyle girmeye devam ediyor. 13 Nisan 2025'te yayımlanan bir rapora göre, bu uygulama uluslararası hukuku ihlal ediyor ve tüketicileri yanıltıyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığı 'Importing Occupation' başlıklı rapor, özellikle üzüm, hurma, zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde sahte etiketlemenin yaygın olduğunu belirtiyor.
Raporun ortaya koydukları
Rapor, 2023-2024 yılları arasında Avrupa Birliği ülkelerine yapılan tarım ithalatını mercek altına aldı. İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin, İsrail menşeiliymiş gibi etiketlenerek AB pazarına sürüldüğü tespit edildi. Bu durum, AB'nin yerleşim ürünlerine yönelik etiketleme düzenlemelerine rağmen devam ediyor. Raporda, özellikle Almanya, Hollanda ve İngiltere'nin bu ürünler için önemli varış noktaları olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, bazı ürünlerin üçüncü ülkeler üzerinden dolaylı yollarla AB'ye girdiği de belirtiliyor.
İsrail yerleşimleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler ve AB, bu yerleşimlerden gelen ürünlerin etiketlenmesinde ayrım yapılmasını talep ediyor. Ancak rapor, mevcut denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını ve ticaretin kontrolsüz bir şekilde sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum, sadece tüketici hakları açısından değil, aynı zamanda işgal altındaki toprakların ilhakını meşrulaştırma riski taşıyor. Filistinli üreticiler, yerleşim ürünlerinin haksız rekabeti nedeniyle pazar kaybı yaşıyor. Öte yandan, İsrail hükümeti yerleşimlerden gelen ihracatı teşvik ediyor. Küresel ölçekte, benzer etiketleme sorunları Batı Sahra ve Kırım gibi diğer ihtilaflı bölgelerde de görülüyor. AB'nin bu konuda daha sert önlemler alması için uluslararası sivil toplum kuruluşları baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve işgal altındaki topraklardan gelen ürünlerin etiketlenmesine yönelik hassasiyeti var. Bu rapor, Türkiye'nin AB ile ticari ilişkilerinde adil ve şeffaf etiketleme standartlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Türk tarım ürünlerinin AB pazarında karşılaştığı etiketleme zorluklarına da ışık tutuyor. Ankara, bu tür sorunların çözümü için uluslararası platformlarda daha aktif rol oynayabilir.