Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Çarşamba günü yayımladığı kapsamlı bir raporda, İsrail'i işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik "devlet destekli etnik temizlik" ve zorla yerinden etme politikalarını hızlandırmakla suçladı. 150 sayfalık rapor, özellikle Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C Bölgesi'ndeki Bedevi ve çoban topluluklarına odaklanıyor. Rapora göre, İsrail bu bölgede Filistinlilerin yaşam alanlarını sistematik olarak daraltıyor, su ve elektrik gibi temel hizmetlere erişimi engelliyor ve yüzlerce yapıyı yıkıma uğratıyor. Örgüt, bu uygulamaların uluslararası hukuka göre savaş suçu oluşturduğunu vurguladı.
Raporun detayları ve arka plan
Raporda, İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yerleşimci nüfusunu artırırken, Filistinli nüfusu bölgeden uzaklaştırmak için kasıtlı politikalar izlediği belirtiliyor. Amnesty, özellikle 2020'den bu yana İsrail yönetiminin C Bölgesi'ndeki Filistinli toplulukları hedef alan yıkım, yerinden etme ve arazi gasbı operasyonlarını "benzeri görülmemiş bir hızla" artırdığını kaydetti. Örgütün belgelerine göre, sadece geçtiğimiz yıl içinde yüzlerce Filistinli evi, okul ve cami yıkıldı; binlerce kişi yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı.
Raporda adı geçen topluluklardan bazıları, İsrail tarafından "askeri atış alanı" veya "doğa koruma alanı" ilan edilen bölgelerde yaşıyor. Amnesty, bu tür gerekçelerin aslında Filistinlileri bölgeden çıkarmak için bir bahane olduğunu savunuyor. İsrail makamları ise raporu reddederek, bölgedeki uygulamalarının güvenlik ve yasal düzenlemelere dayandığını öne sürüyor. Ancak Amnesty, toplanan kanıtların İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Filistinlilere karşı ayrımcı bir politika izlediğini açıkça gösterdiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
Amnesty International'ın bu raporu, İsrail-Filistin meselesinde uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden Batı Şeria'ya çevirdi. Raporda, İsrail'in eylemlerinin "ilhak" anlamına geldiği ve iki devletli çözüm umutlarını yok ettiği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler ve AB, daha önce de İsrail'in yerleşim politikalarını eleştirmiş ancak somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınmıştı. Raporda ayrıca, uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmasının İsrail'i daha agresif politikalara teşvik ettiği ifade ediliyor.
Öte yandan, raporun yayımlandığı dönemde İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı unsurlar, Batı Şeria'nın tamamen ilhak edilmesi yönünde çağrılar yapıyor. Bu durum, bölgede yeni bir şiddet sarmalını tetikleyebilecek potansiyele sahip. Filistin yönetimi ise Amnesty'nin raporunu memnuniyetle karşıladı ve uluslararası toplumu İsrail'e yaptırım uygulamaya çağırdı. Ancak İsrail'in güçlü müttefiki ABD'nin bu yönde adım atması şu an için olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına uzun süredir verdiği destekle biliniyor ve İsrail'in işgal politikalarını sürekli eleştiriyor. Amnesty raporu, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Filistin lehine yürüttüğü diplomatik çabaları güçlendirebilir. Ayrıca, son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan normalleşme sürecine rağmen, Ankara'nın bu tür raporları gerekçe göstererek İsrail'e yönelik eleştirilerini artırması olası. Bölgesel istikrar açısından, Batı Şeria'daki gerilimin tırmanması Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki dengeleri de etkileyebileceğinden, Türkiye'nin gelişmeleri yakından izlemesi bekleniyor.