İsrail, birçok kişinin ülke tarihinin en kritik seçimlerinden biri olarak gördüğü oylamanın ardından yeni bir hükümet kurma sürecine girdi. 2 Kasım'da yapılan seçimlerde hiçbir parti tek başına iktidara gelecek çoğunluğu elde edemedi. Bu nedenle koalisyon müzakerelerinin uzun ve zorlu geçmesi bekleniyor. İsrail siyasetinde son yıllarda yaşanan parçalanma ve ideolojik kutuplaşma, hükümet kurma çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Tablo
Seçim sonuçlarına göre, eski Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi yine en büyük parti olmayı başardı. Ancak Likud'un olası müttefikleri olan aşırı sağ ve dindar partilerin toplam sandalye sayısı, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşmakta zorlanıyor. Netanyahu'nun sağ blok içinde koalisyon oluşturma çabaları, özellikle aşırı sağcı partilerin talepleri nedeniyle tıkanabilir. Öte yandan, mevcut Başbakan Yair Lapid'in liderliğindeki merkez sol blok da dağınık bir görünüm sergiliyor. Lapid'in Yesh Atid partisi, sol ve merkez partilerle birlikte hareket etse bile, Arap partilerinin desteği olmadan çoğunluğu sağlaması zor görünüyor. Bu durumda, İsrail'in siyasi tarihinde sıkça görüldüğü üzere, uzun süreli koalisyon krizleri kapıda.
Seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve resmi sonuçların açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümet kurma görevini önce partilerle istişare ederek en çok sandalyeye sahip parti liderine verecek. Ancak bu süreç yasal olarak 28 güne kadar uzayabiliyor ve gerekirse ek süre verilebiliyor. Hükümet kurma çabalarının başarısız olması halinde, İsrail tarihinde birkaç kez yaşandığı gibi yeni seçimlere gidilmesi ihtimali de masada.
Zorlu Koalisyon Müzakereleri
Koalisyon görüşmelerinde öne çıkan en önemli sorun, partiler arasındaki derin ideolojik farklılıklar. Netanyahu'nun muhtemel ortakları arasında yer alan aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimler, yargı reformu, Filistin politikası ve göçmen karşıtı söylemler gibi konularda sert taleplerde bulunuyor. Bu talepler, Likud içindeki daha ılımlı kanadı rahatsız edebilir. Ayrıca, koalisyon ortaklarının bakanlık ve bütçe paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkları da süreci kilitleyebilir.
Öte yandan, Lapid'in olası koalisyonu için de zorluklar büyük. Merkez sol partiler, Arap ortak liste (Hadash-Ta'al ve Ra'am) ile işbirliği yapma konusunda isteksiz. Arap partileri ise Filistin sorunu ve İsrail'in Arap vatandaşlarına yönelik politikaları nedeniyle hükümete destek verme konusunda çekimser. Bu nedenle, her iki blok için de hükümet kurmak kolay değil.
Seçimlerin hemen ardından yapılan açıklamalarda, parti liderleri henüz resmi koalisyon görüşmelerine başlamadı. Ancak perde arkasında temasların sürdüğü biliniyor. İsrail basınına yansıyan haberlere göre, Netanyahu önce dindar partilerle (Shas ve United Torah Judaism) ve aşırı sağcı Religious Zionism ittifakıyla görüşüyor. Lapid ise Avigdor Lieberman'ın Yisrael Beytenu partisi ve diğer merkez partilerle bir araya gelmeyi planlıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getirebilir. Yeni hükümetin kurulması geciktikçe, İsrail'in Filistin meselesi, İran nükleer anlaşması ve bölgesel güvenlik konularındaki politikaları da belirsizliğe sürüklenebilir. Özellikle, aşırı sağcı partilerin hükümette yer alması halinde, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze'ye yönelik tutumu daha da sertleşebilir. Bu durum, uluslararası toplumla ilişkilerde gerginlik yaratabilir.
ABD yönetimi, İsrail'deki siyasi istikrarsızlığı yakından takip ediyor. Washington, iki devletli çözüm konusunda İsrail'e baskı yapmaya devam ederken, aşırı sağcıların koalisyonda yer alması ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel enerji krizi gibi konularda İsrail'in pozisyonu, yeni hükümetin kompozisyonuna göre şekillenecek.
İsrail seçimleri, aynı zamanda ülkenin iç siyasetinde derin bir kutuplaşmayı da gözler önüne seriyor. Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davası gibi konular, seçmen tabanını motive eden unsurlar arasında. Bu konular, koalisyon müzakerelerinde de belirleyici olabilir. Örneğin, Netanyahu'nun davasının seyrini etkileyecek yargı düzenlemeleri, olası ortaklar için kırmızı çizgi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Yeni hükümetin kompozisyonu, Türkiye-İsrail ilişkilerinin seyrini etkileyecek. Aşırı sağcı partilerin iktidarda olması, iki ülke arasındaki normalleşme sürecini zora sokabilir. Öte yandan, Türkiye, enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik konularında İsrail ile diyalog kanallarını açık tutmak isteyecektir. İstikrarsız bir İsrail hükümeti, Doğu Akdeniz'deki dengeleri ve Türkiye'nin bölgesel müttefikliklerini yeniden şekillendirebilir. Bu nedenle, Ankara'nın gelişmeleri dikkatle izlemesi ve her iki senaryoya da hazırlıklı olması gerekiyor.