İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimcilere yönelik silah dağıtımını hızlandırdı. Son verilere göre, hükümet 100 binden fazla saldırı tüfeğini sivillere dağıttı. Bu gelişme, yerleşimci saldırılarının rekor seviyeye ulaştığı bir dönemde yaşanıyor. İsrail'in bu hamlesi, hem iç siyasette hem de uluslararası kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı. Peki, İsrail neden yasa dışı yerleşimcileri silahlandırıyor?
Yerleşimci Saldırıları ve Hükümetin Yanıtı
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'da yerleşimci kaynaklı saldırılar son yıllarda keskin bir artış gösterdi. 2023 yılında yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında yüzde 150'lik bir artış yaşandı. Bu saldırılar arasında köylerin basılması, zeytin ağaçlarının kesilmesi, araçların yakılması ve hatta silahlı saldırılar yer alıyor. İsrail hükümeti, bu saldırıların önüne geçmek yerine yerleşimcileri daha da silahlandırarak tepki çekiyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, silah dağıtımının "savunma amaçlı" olduğunu savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu politikaların yerleşimci şiddetini teşvik ettiğini ve Filistinlilere yönelik baskıyı artırdığını belirtiyor. Özellikle aşırı sağcı hükümetin, yerleşimci hareketini desteklemesi dikkat çekiyor. Ben-Gvir, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, "Herkesin silahlanması gerekiyor. Bu sayede güvenliğimizi sağlayabiliriz" dedi.
Öte yandan, İsrail ordusunun da yerleşimci silahlı gruplarla işbirliği içinde olduğu yönünde iddialar bulunuyor. Bu grupların, Filistin köylerine düzenlenen baskınlarda orduya lojistik destek sağladığı öne sürülüyor. Bu durum, uluslararası hukuk açısından da ciddi ihlaller oluşturuyor. Cenevre Sözleşmeleri, işgal altındaki topraklarda silahlı sivillerin statüsünü düzenliyor ve bu tür bir silahlandırmanın savaş suçu teşkil edebileceği belirtiliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Gerilim
İsrail'in bu politikası, uluslararası toplumun sert tepkisini çekiyor. Avrupa Birliği, ABD ve Birleşmiş Milletler, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaptı. AB Dış İlişkiler Sorumlusu Josep Borrell, "Yerleşimcilerin silahlandırılması, bölgede istikrarı daha da bozacak ve iki devletli çözümü imkansız hale getirecektir" ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'e "silah dağıtımını gözden geçirme" çağrısında bulundu.
Filistin yönetimi ise bu durumu "savaş ilanı" olarak nitelendirdi. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İsrail'in yerleşimcileri silahlandırması, işgalin vahşetini daha da artıracaktır. Bu, uluslararası toplumun göz yumamayacağı bir suçtur" denildi. Hamas sözcüsü ise, "Bu silahlar Gazze'deki direnişe karşı kullanılacak" uyarısında bulundu.
Bölgede tansiyonu artıran bu gelişme, İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalarla birlikte değerlendirildiğinde, Ortadoğu'nun daha da istikrarsızlaştığına işaret ediyor. İsrail'in kuzeyde Hizbullah ile çatışma riski, yerleşimci silahlarının İran destekli gruplara karşı kullanılabileceği senaryolarını da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen politikalarıyla biliniyor. İsrail'in bu adımı, Türkiye'nin bölgedeki pozisyonunu pekiştiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, yerleşimci şiddetini kınayarak BM nezdinde İsrail'e yönelik yaptırımları gündeme getirebilir. Ayrıca, bu durumun Türkiye'nin İsrail ile olası enerji işbirliği projelerini olumsuz etkilemesi muhtemel. Türkiye'nin Filistin yönetimiyle ilişkileri güçlenirken, İsrail'in bu politikalarının bölgesel barışa yönelik en büyük tehdit olduğu söylenebilir. Türk kamuoyunda da İsrail'e karşı güçlü bir tepki mevcut; bu gelişme Ankara'nın diplomatik girişimlerine zemin hazırlayabilir.