Almanya'nın Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı'na (UNRWA) yönelik yardımını kesmesi için İsrail yanlısı örgütler tarafından koordineli bir lobi ağı oluşturulduğu ortaya çıktı. Rosa Lüksemburg Vakfı tarafından yaptırılan ve Gerold Wucherpfennig tarafından kaleme alınan rapora göre, bu ağ, Almanya'nın UNRWA politikasını değiştirmek için sistematik bir kampanya yürütüyor. Raporda, İsrail'e yakın düşünce kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve medya organlarının, Almanya Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) ve Federal Dışişleri Bakanlığı üzerinde baskı oluşturmak amacıyla ortak bir strateji izlediği belirtiliyor. Almanya, 2023 yılında UNRWA'ya 200 milyon avronun üzerinde katkı ile ajansın en büyük ikinci bağışçısı konumunda.
Koordineli lobi faaliyetlerinin perde arkası
Raporda, ağı oluşturan kuruluşlar arasında Hebrew Üniversitesi bünyesindeki Araplarla Savaşta İsrail Ordusuna Yönelik Sivil İnisiyatif (CICI), IsrAlmanya Derneği ve Jerusalem Post gibi medya kuruluşlarının yer aldığı ifade ediliyor. Bu aktörlerin, Almanya'daki siyasetçilere ve kamuoyuna UNRWA'nın 'terörü teşvik ettiği' ve 'okullarında antisemitizm yaydığı' yönünde bir algı inşa etmeye çalıştığı belirtiliyor. Özellikle, Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından Almanya'da artan antisemitizm kaygılarını kullanan ağın, UNRWA'nın kapatılmasına yönelik talepleri yoğunlaştırdığı görülüyor. Rapora göre, bu gruplar düzenli olarak Alman parlamentosu üyelerine brifingler veriyor, medyada op-ed'ler yayımlıyor ve sosyal medya kampanyaları düzenliyor. Wucherpfennig, ağın 'belirli bir siyasi hedefe ulaşmak için kaynaklarını birleştiren, iyi organize olmuş bir yapı' olduğunu vurguluyor.
Rapor ayrıca, Almanya'nın UNRWA'ya yönelik tutumundaki değişimi de mercek altına alıyor. 2022'de UNRWA ile işbirliğini güçlendiren Berlin, 2023 sonrasında ajansa yönelik eleştirileri artırdı. Özellikle, UNRWA çalışanlarının 7 Ekim saldırılarına karıştığı iddialarının ardından Almanya, ajansa yönelik bazı fonları geçici olarak durdurdu. Ancak rapor, bu kararın alınmasında İsrail yanlısı ağın lobi faaliyetlerinin doğrudan etkili olduğunu iddia etmiyor, daha ziyade bu ağın mevcut siyasi iklimi kullanarak Almanya'nın politikasını kalıcı olarak değiştirmeye çalıştığına işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
UNRWA'nın finansmanının kesilmesi, sadece Filistinli mültecilerin temel ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. UNRWA, Gazze, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan ve Suriye'de yaklaşık 5.9 milyon Filistinli mülteciye eğitim, sağlık ve sosyal hizmet sağlıyor. Almanya'nın desteğini çekmesi, ajansın operasyonlarını sürdürme kabiliyetini ciddi şekilde zedeleyebilir. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, UNRWA'nın 'Filistinli mülteciler için bir yaşam çizgisi' olduğunu vurgulamış ve fon kesintilerinin insani bir felakete yol açabileceği uyarısında bulunmuştu. Diğer yandan, bazı İsrailli yetkililer ve Batılı siyasetçiler, UNRWA'nın reforme edilmesi veya yerine daha bağımsız kuruluşların geçmesi gerektiğini savunuyor. Rapor, bu tartışmaların ortasında Almanya'nın alacağı kararın diğer bağışçı ülkeler için de bir örnek teşkil edeceğine dikkat çekiyor. ABD, 2024'te UNRWA'ya yönelik fonları geçici olarak durdurmuş, ancak daha sonra yeniden başlatmıştı. Almanya'nın bu konuda atacağı adım, uluslararası toplumda Filistinli mültecilerin durumuna dair tartışmaları yeniden alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına doğrudan etki ediyor. Türkiye, UNRWA'nın en önemli destekçilerinden biri olarak, ajansın fonlanmasının sürekliliğini savunuyor. Almanya'nın bu yönde bir adım atması, hem Türkiye'nin BM nezdindeki pozisyonunu zorlayabilir hem de bölgede insani krizin derinleşmesine neden olabilir. Ankara, İsrail ile tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, bu tür lobi faaliyetlerini yakından izlemekte ve diplomatik kanallardan Almanya'ya UNRWA'ya desteğin önemini vurgulamaktadır. Türkiye'nin, alternatif fonlama mekanizmaları veya bölgesel işbirlikleri arayışına girmesi muhtemel. Bu haber, aynı zamanda Türk kamuoyunda İsrail yanlısı lobilerin Avrupa'daki etkisine dair bir farkındalık yaratabilir.