İsrail ve İran, son günlerde yaşanan karşılıklı saldırıların ardından ABD’nin yoğun diplomatik baskısı sonucunda tırmanışı durdurma kararı aldı. Ancak iki ülke de çatışmaların yeniden başlaması halinde sert misilleme yapacakları uyarısında bulundu. Bölgede gerginlik bir süreliğine yatışmış gibi görünse de, taraflar arasındaki derin güvensizlik ve düşmanlık nedeniyle kalıcı bir çözümün henüz ufukta olmadığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Gerilim, İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam yakınlarında İran Devrim Muhafızları’na ait bir binaya düzenlediği hava saldırısı ile başladı. Saldırıda İranlı general Muhammed Rıza Zade ve üç üst düzey komutanın hayatını kaybettiği açıklandı. İran, bu saldırıya İsrail topraklarına yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarıyla yanıt verdi. İsrail ise hava savunma sistemleriyle büyük ölçüde etkisiz hale getirdiği bu saldırının ardından İran toprakları içinde bir hedefe saldırı düzenledi.
ABD Başkanı Joe Biden, gerilimin bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ederek doğrudan devreye girdi. Biden, hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hem de dolaylı yollardan İran yönetimiyle temas kurarak tarafları sükunete çağırdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in de bölge ülkeleriyle yaptığı telefon diplomasisi sonuç verdi. İran, saldırıların sınırlı tutulduğunu ve daha fazla tırmanışın iki tarafın da çıkarına olmadığını kabul ederken, İsrail ulusal güvenlik kabinesi misillemenin yeterli olduğuna karar verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
İki ülke arasındaki bu son çatışma, Ortadoğu’nun zaten kırılgan olan dengesini bir kez daha gözler önüne serdi. İran ve İsrail arasındaki düşmanlık, İran’ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler üzerinden yıllardır sürüyor. Ancak son olaylar, doğrudan bir askeri çatışma riskini daha önce hiç olmadığı kadar artırdı. Bölge ülkeleri, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin arabuluculuğunu desteklerken, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi İran destekli grupların olası bir savaşta devreye girmesinden endişe ediliyor. Küresel ölçekte ise, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu. Ekonomistler, bölgede kalıcı bir istikrar sağlanamazsa, enerji piyasalarının daha fazla baskı altına girebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ve İsrail arasındaki bu tırmanış ve ardından gelen geçici yatışma, Türkiye’yi doğrudan etkileyen bölgesel bir gelişmedir. Türkiye, her iki ülkeyle de karmaşık ilişkilere sahiptir. İsrail ile enerji ve ticaret alanında işbirliği potansiyeli bulunurken, İran ile de enerji ithalatı ve bölgesel meselelerde (Suriye, Irak) ihtilaf ve işbirliği dengede yürütülmektedir. Bu kriz, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki enerji güvenliği planlarını etkileyebilir. Ayrıca, çatışmanın büyümesi halinde sığınmacı akını ve sınır güvenliği riski artacaktır. Ankara, taraflar arasında denge politikası izlemeye çalışacak, ancak ABD’nin arabuluculuğundaki bu süreçte daha fazla dışlanmamak için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması beklenmektedir.