İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün akşam televizyonda yayınlanan konuşmasında, İran ile yaşanan son çatışma dalgasının ardından bir duraklama yaşandığını kabul etti. Ancak Netanyahu, gelecekteki saldırılara karşı 'güçlü ve kararlı' bir yanıt verileceğini vurguladı. Bu açıklama, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın taraflara 'derhal ateşkes' çağrısı yapmasının hemen ardından geldi. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, 'Ortadoğu'da kan dökülmesine daha fazla dayanamayız. Her iki taraf da aklını başına toplamalı ve savaşı durdurmalı,' ifadelerini kullandı.
Gerginliğin arka planı ve son gelişmeler
İsrail ile İran arasındaki gerilim, son haftalarda İran'ın Suriye'deki üslerine yönelik İsrail saldırıları ve ardından İran'ın İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarıyla tırmanmıştı. İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini sıkça dile getirirken, İran da İsrail'in bölgedeki 'istikrarsızlaştırıcı' eylemlerine tepki gösteriyordu. Guardian'ın haberine göre, çatışmalar sırasında Lübnan Hizbullah'ı da İran'ın yanında yer alarak kuzey İsrail'e roket saldırıları düzenledi. Netanyahu, konuşmasında 'Bu geçici bir ateşkes değil, kararlılığımızı göstermek için bir fırsat. İran'a bir mesajımız var: Sınırlarımızı ihlal eden herkes, bedelini ağır ödeyecek,' dedi.
Bu gelişmelerin ardından uluslararası toplum da tansiyonun düşmesi için yoğun çaba sarf ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Trump'ın çağrısını desteklerken, Avrupa Birliği de iki tarafı diyaloğa davet etti. Ancak uzmanlar, görünürdeki yumuşamanın kalıcı olup olmayacağı konusunda temkinli. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ön açıklamada, 'İsrail'in saldırgan politikaları son bulmadığı sürece, İran'ın meşru müdafaa hakkı saklıdır,' denildi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-İran gerilimi, Ortadoğu'nun jeopolitik dengelerini doğrudan etkiliyor. İki ülke arasındaki çatışma yalnızca kendilerini değil, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Türkiye gibi bölgesel güçleri de ilgilendiriyor. Özellikle İbrahim Anlaşmaları sonrasında normalleşme sürecine giren İsrail ve Körfez ülkeleri, bu çatışmanın genişlemesinden endişe duyuyor. Petrol fiyatları, çatışmanın boyutuna bağlı olarak dalgalanmaya devam ediyor. Trump'ın müdahalesi, eski başkanın hâlâ bölge üzerindeki etkisini koruduğunu gösterirken, birçok analist, Biden yönetiminin Ortadoğu politikalarının yetersiz kaldığını savunuyor. Öte yandan, İran'ın nükleer dosyası ve yaptırımlar konusu da bu krizle birlikte yeniden gündeme geldi. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-İran çatışmasının bir parçası olmamakla birlikte, bölgedeki istikrarsızlığın kendisini doğrudan etkilemesinden kaçınamaz. Özellikle Suriye ve Irak'ta yaşanan çatışmalar, sınır güvenliğini tehdit ederken, terör örgütlerine alan açıyor. Ayrıca bu gerilim, Türkiye'nin enerji projelerine (Doğu Akdeniz doğal gazı, Irak-Türkiye petrol hattı) de yansıyabilir. Türkiye, hem İran'la komşu olması hem de İsrail'le zaman zaman gerdiği ilişkileri dengelemek zorunda olduğu için, diyalog ve itidal çağrılarına hızla destek verdi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Türkiye, tüm tarafları sağduyuya davet ediyor ve bölgesel barış için yapıcı adımları destekliyor,' ifadeleri kullanıldı. Ancak uzun vadede, İran'ın nükleer güç haline gelmesi, Türkiye için stratejik bir endişe kaynağı olmayı sürdürecek.