İsrail topçusu, Lübnan'ın güneyindeki yerleşim bölgelerini hedef aldı. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgilere göre, saldırılar İsrail ile Hizbullah arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen gerçekleşti. Bombardıman, bölgede gerilimin yeniden tırmanmasına yol açarken, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İsrail ordusu saldırının gerekçesini henüz açıklamadı; ancak Lübnan resmi kaynakları, topçu ateşinin sivil yerleşim alanlarına isabet ettiğini ve paniğe neden olduğunu bildirdi. Olay, uluslararası toplumun bölgedeki istikrar çabalarını da zora sokuyor.
Ateşkesin Arka Planı ve İhlallerin Seyri
İsrail ile Hizbullah arasında 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes, 13 aydan fazla süren çatışmalara ara verdi. Anlaşma, İsrail'in Lübnan'ın güneyinden kademeli olarak çekilmesini ve Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyindeki askeri varlığını sonlandırmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması başından beri tartışmalı. İsrail, Hizbullah'ın ihlalleri nedeniyle ateşkesin askıya alındığını savunarak sık sık hava ve topçu saldırıları düzenliyor. Lübnan ise bu saldırıları egemenliğine tecavüz olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırıyor. Son topçu bombardımanı, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana kaydedilen en ciddi ihlallerden biri olarak öne çıkıyor.
Bölgedeki kaynaklara göre, saldırılar özellikle Tyre (Sur) ve Bint Jbeil çevresindeki köyleri etkiledi. Yerel yetkililer, can kaybı olup olmadığına dair henüz net bilgi vermedi; ancak bölgeden kaçışların başladığı ve sivil altyapının zarar gördüğü belirtiliyor. İsrail ordusu, saldırıların "Hizbullah'ın yeniden yapılanma girişimlerini" engellemeye yönelik olduğunu savunuyor. Hizbullah ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak hareketin ateşkese bağlı olduğunu yineleyen mesajlar verdiği biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Lübnan'daki bu son tırmanma, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini daha da sarsıyor. İsrail'in Gazze'deki savaşı ve Batı Şeria'daki operasyonları, Hizbullah ile yaşanan çatışmalarla iç içe geçmiş durumda. Ateşkesin ihlali, İran'ın bölgedeki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü nüfuz mücadelesini de yeniden alevlendirebilir. Öte yandan ABD ve Fransa, ateşkesin garantörleri olarak taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak bu çağrıların sahada karşılık bulup bulmadığı şüpheli. Lübnan, siyasi ve ekonomik krizle boğuşurken, yeni bir çatışma dalgası ülkeyi daha da istikrarsızlaştırabilir. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), bölgede devriye gezmeye devam ediyor; ancak İsrail'in saldırıları karşısında etkisiz kaldığı yönünde eleştiriler var.
Uluslararası kriz grubu analistleri, ateşkesin tamamen çökmesi durumunda İsrail'in Lübnan'da geniş çaplı bir kara harekâtına girişebileceği uyarısında bulunuyor. Bu senaryo, İran'ın doğrudan müdahalesini tetikleyebilir ve bölgesel bir savaşa yol açabilir. Diplomatik kaynaklar, ateşkesin sürdürülebilmesi için Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan ordusunun güneyde konuşlandırılması gerektiğini vurguluyor; ancak bu adımların kısa vadede atılması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in saldırılarını uluslararası hukuka aykırı buluyor ve ateşkesin korunması çağrısı yapıyor. Güney Lübnan'daki tırmanma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengeleri ve enerji politikaları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca Türkiye, bölgede artan istikrarsızlığın mülteci akınını tetikleyebileceğinden endişe ediyor. İsrail'in saldırıları, Türkiye'nin Gazze ve Lübnan konusundaki diplomatik girişimlerini de zorlaştırıyor. Ankara, ateşkesin kalıcılığı için uluslararası baskının artırılması gerektiğini savunuyor.