İsrail güçleri, Suriye'nin güneyindeki çeşitli bölgelerde sivil evlerini yıkarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Bu operasyonlar, Beşar Esad rejiminin çöküşünün ardından İsrail ordusunun 1974 tarihli ateşkes hattının ötesine geçerek bölgedeki varlığını genişletmesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, İsrail askerleri köylerde evleri buldozerlerle yıktı, bazı sakinleri sorgulamak üzere alıkoydu.
Gelişmenin arka planı
İsrail, Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinin ardından 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile belirlenen ayrışma hattının ötesinde askeri operasyonlarını sürdürüyor. İsrail ordusu, güvenlik gerekçeleriyle Suriye'nin güneyindeki tampon bölgede kontrolü ele geçirdiğini ve bu bölgedeki stratejik noktalarda mevzilendiğini açıkladı. Ancak bu hamleler, uluslararası toplumun ve yerel halkın tepkisini çekiyor; çünkü İsrail'in bu bölgedeki faaliyetleri, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Son günlerde özellikle Dera ve Kuneytra kırsalında yoğunlaşan operasyonlarda, en az 10 evin yıkıldığı ve 15 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Yerel kaynaklar, İsrail askerlerinin evlerde arama yaptığını, bazı kişileri sorgulamak için bilinmeyen bir yere götürdüğünü aktardı. Yıkılan evlerin sahiplerinin çoğunun, daha önce Esad rejimine yakınlığıyla bilinen kişiler olduğu öne sürülüyor.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, operasyonların 'terör faaliyetlerini önlemek ve bölge halkının güvenliğini sağlamak' amacıyla yürütüldüğü belirtildi. Ancak Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sivillerin korunması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını genişletmesi, bölgesel güç dengesini de etkiliyor. Esad rejiminin devrilmesiyle oluşan otorite boşluğu, İsrail'in kuzey sınırında yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmasına zemin hazırladı. İsrail, İran destekli grupların ve Hizbullah'ın Suriye'de güç kazanmasını engellemek amacıyla bu bölgede etkinlik gösteriyor. Ancak bu durum, hem Suriye'nin yeni yönetimiyle hem de uluslararası aktörlerle gerilimi artırıyor.
Rusya ve İran, İsrail'in Suriye'deki operasyonlarını kınarken, ABD ise İsrail'in güvenlik kaygılarını anlayışla karşıladığını ancak bölgedeki istikrarın korunması gerektiğini ifade ediyor. Arap Birliği ise İsrail'in Suriye topraklarındaki işgalini 'uluslararası hukukun açık ihlali' olarak nitelendirdi. Türkiye ise daha önce İsrail'in Suriye'deki faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile getirmiş ve bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini açıklamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Suriye'nin güneyindeki bu operasyonları, Türkiye'nin sınır komşusu olan Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştiriyor. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini desteklerken, İsrail'in bu tür tek taraflı adımları bölgedeki kaosu artırıyor ve Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilecek yeni göç dalgalarına yol açabilir. Ayrıca, İsrail'in bu eylemleri, Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunu dengeleme çabalarını zorlaştırıyor ve bölgesel istikrarın sağlanmasını engelliyor. Türkiye'nin, bu tür gelişmelere karşı diplomatik girişimlerini artırması ve uluslararası toplumu harekete geçirmesi önem taşıyor.