İsrail'de 2 Kasım 2022'de yapılan 25. Knesset seçimleri, eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi kaderini yeniden belirledi. Resmi olmayan sonuçlara göre Netanyahu liderliğindeki Likud partisi 32 sandalye kazanarak Meclis'teki en büyük tek parti oldu. Aşırı sağcı ve dindar partilerden oluşan blok ise toplam 65 sandalyeye ulaşarak muhalefet blokunu geride bıraktı. Bu sonuç, İsrail siyasetinde bir yıldan uzun süredir devam eden siyasi kilitlenmeyi sona erdirebilir ve Netanyahu'nun bir yıl aradan sonra iktidara dönüşünün yolunu açabilir.
Seçim Sonuçlarının Arka Planı
İsrail'de 2019'dan bu yana beşinci kez sandık başına gidildi. Ülke, siyasi istikrarsızlık ve koalisyon kurma güçlükleri nedeniyle uzun süredir hükümet krizleriyle boğuşuyordu. Son seçim, Naftali Bennett ve Yair Lapid'in alternatif koalisyonunun dağılmasının ardından kaçınılmaz hale geldi. Seçim sonuçları, İsrail seçmeninin önemli bir bölümünün güvenlik ve ekonomi konularında sağ partilere yöneldiğini gösteriyor.
Netanyahu'nun Likud partisi, özellikle güvenlik vurgusu yapan kampanyasıyla dikkat çekti. Aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisi ve Bezalel Smotrich'in dindar Siyonist partisi, seçim barajını aşarak Meclis'e girmeyi başardı. Bu partilerin güçlenmesi, İsrail siyasetinde sağın daha da radikalleşmesine işaret ediyor.
Seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve resmi sonuçların açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümet kurma görevini öncelikle Netanyahu'ya verecek. Koalisyon görüşmelerinin birkaç hafta sürmesi bekleniyor. Netanyahu'nun, aşırı sağ ve dindar partilerle kuracağı hükümet, İsrail'in iç ve dış politikasında önemli değişikliklere yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki seçim sonuçları, Orta Doğu barış süreci ve bölgesel dengeler açısından büyük önem taşıyor. Netanyahu'nun iktidara dönmesi, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde Arap ülkeleriyle yürütülen normalleşme sürecinin devam edeceği sinyalini veriyor. Ancak aşırı sağcı partilerin koalisyonda yer alması, Filistinlilerle ilişkilerde gerginliğin artmasına neden olabilir.
ABD yönetimi, İsrail'in yeni hükümetiyle çalışmaya hazır olduğunu açıkladı ancak iki devletli çözüm konusundaki endişelerini de dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, yeni hükümetin Filistinlilere yönelik politikalarının yakından izleneceğini belirtti. Avrupa Birliği de benzer şekilde, İsrail'in demokratik değerlere bağlı kalması çağrısında bulundu.
Bölgesel aktörler arasında İran, seçim sonuçlarını İsrail'in daha da saldırganlaşacağı şeklinde yorumladı. Türkiye ise henüz resmi bir açıklama yapmamakla birlikte, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi sürecinin etkilenebileceği değerlendiriliyor. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan yumuşama, yeni hükümetin politikalarına bağlı olarak sekteye uğrayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de Netanyahu liderliğindeki sağ blokun seçim zaferi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Son yıllarda iki ülke arasında yaşanan normalleşme süreci, karşılıklı büyükelçi atamaları ve enerji işbirliği görüşmeleriyle somutlaşmıştı. Ancak aşırı sağcı partilerin koalisyonda yer alması, Filistin meselesinde Türkiye'nin tepkisini çekebilir ve ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve bölgesel güvenlik açısından İsrail ile diyaloğu sürdürmek isteyecektir. Yeni hükümetin Filistin politikaları, Ankara'nın tutumunu belirleyecek temel faktör olacak. Ayrıca ABD'nin bölgedeki angajmanı ve İran'a yönelik politikalar da Türkiye'nin stratejik hesaplarında etkili olacak.