İsrail, bu yıl içinde yapılacak genel seçimlere hazırlanırken, seçmenler ülkenin geleceğini belirleyecek kritik konularda oy kullanacak. Bunların başında, ultra-Ortodoks toplumun askerlik muafiyeti, ekonomik durgunlukla mücadele ve 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısını engelleyemeyen hükümetin bu başarısızlığının nasıl soruşturulacağı geliyor. AFP'nin aktardığına göre, 2023 yılının Ekim ayında yaşanan ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından ülke, güvenlik ve siyasi açıdan derin bir kriz içinde. Seçimler, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin geleceğini ve ülkenin savaş sonrası yönetimini doğrudan etkileyecek.
Savaş sonrası seçim ortamı
İsrail'de seçimlerin 2024 yılı sonlarında veya 2025 yılı başlarında yapılması bekleniyor. Ancak, Gazze'deki savaşın sürmesi ve bölgesel gerilimin yüksekliği, seçim takvimini belirsizleştiriyor. Savaşın başlangıcından bu yana kamuoyu yoklamaları, Netanyahu liderliğindeki Likud partisinin oy kaybettiğini ve merkez sol partilerin yükselişte olduğunu gösteriyor. Seçimlerin en önemli gündem maddelerinden biri, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması uygulaması. Bu muafiyet, uzun süredir seküler kesimin tepkisini çekiyor ve savaş sırasında ordunun insan gücüne ihtiyaç duymasıyla birlikte daha da tartışılır hale geldi. Yüksek Mahkeme'nin, muafiyeti düzenleyen yasayı iptal etmesi, koalisyon hükümetini zor durumda bırakırken, bu konu seçimlerde belirleyici bir faktör olacak.
Ekonomi de seçmenler için kritik bir başlık. Savaş, İsrail ekonomisini olumsuz etkiledi; turizm gelirleri düştü, teknoloji sektöründe yatırımlar yavaşladı ve bütçe açığı büyüdü. Özellikle yüksek teknoloji firmalarının küresel pazardaki rekabet gücü, siyasi istikrarsızlık ve güvenlik endişeleri nedeniyle azaldı. Seçmenler, ekonomik toparlanmanın nasıl sağlanacağını ve maliyetin nasıl karşılanacağını merak ediyor.
7 Ekim soruşturması ve bölgesel etkiler
Saldırı sonrası kurulan bağımsız soruşturma komisyonu, hükümetin ve ordunun istihbarat açıklarını, savaş öncesi alınan kararları ve müdahale sürecindeki zafiyetleri incelemeye devam ediyor. Netanyahu'nun, soruşturmanın kapsamını daraltmaya çalıştığı iddiaları siyasi gerilimi artırıyor. Seçimlerde, partilerin bu soruşturmaya yaklaşımı, seçmenlerin güven oyu için önem taşıyor. Ayrıca, savaşın Gazze'deki insani krizi derinleştirmesi ve bölgesel istikrarsızlık, İsrail'in uluslararası alandaki itibarını zedeliyor.
Bölgesel boyutta, İran destekli Hizbullah ile Lübnan sınırında yaşanan çatışmalar, İsrail'i iki cepheli bir savaş riskiyle karşı karşıya bırakıyor. İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleriyle mücadele, seçim kampanyalarında önemli bir yer tutacak. Ayrıca, Suudi Arabistan ile normalleşme sürecinin savaş nedeniyle askıya alınmış olması, İsrail'in dış politikasında denge arayışını gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenliği ve dış politikası açısından yakından izlenmelidir. İsrail'in seçim süreci ve sonrasında oluşacak hükümetin politikaları, Gazze'deki ateşkes müzakerelerini ve Filistin meselesinin çözümüne yönelik yaklaşımları etkileyecektir. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması ve iki devletli çözümü destekleme yönünde diplomatik girişimlerde bulunurken, İsrail'de yaşanacak siyasi değişim, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecini de doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in ekonomik istikrarsızlığı, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği projelerini de olumsuz etkileyebilir.