İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan genel seçimlerde, işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim birimlerinde yaşayan İsrailliler, Başbakan Benjamin Netanyahu'dan daha sert bir lider arayışı içinde olduklarını gösterdi. Özellikle aşırı sağcı Itamar Ben Gvir'in memleketi olan güney Batı Şeria'daki Kiryat Arba yerleşimindeki seçmenler, ülkenin daha agresif bir yönetime ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Seçmen Lishay Cooper, "Ülkenin şu anki Başbakanı'ndan daha güçlü bir lidere ihtiyacı var" diyerek, Netanyahu'nun Filistinlilere karşı yeterince sert olmadığını ima etti.
Seçim Günü ve Yerleşimcilerin Beklentileri
Kiryat Arba, Batı Şeria'nın güneyinde, El-Halil kentinin hemen dışında yer alan ve yaklaşık 8 bin nüfuslu bir yerleşim birimi. Burası, aynı zamanda aşırı sağcı siyasetçi Itamar Ben Gvir'in de yaşadığı yer olarak biliniyor. Ben Gvir, Filistinlilere karşı sert söylemleriyle tanınan ve Yahudi Gücü Partisi'nin lideri. Seçim günü sandık başına giden yerleşimciler, Netanyahu'nun yıllardır sürdürdüğü güvenlik politikalarını yetersiz buluyor ve daha radikal adımlar atılmasını istiyor.
Seçim sonuçlarına göre, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi birinci çıksa da, Ben Gvir liderliğindeki aşırı sağcı ittifak beklenmedik bir yükseliş göstererek üçüncü sıraya yerleşti. Bu durum, İsrail siyasetinde aşırı sağın ne denli güçlendiğini gözler önüne seriyor. Yerleşimciler, Ben Gvir'in yükselişinden memnuniyet duyuyor ve onun Filistinlilere karşı daha caydırıcı bir politika izleyeceğine inanıyor.
Aşırı Sağın Yükselişi ve Bölgesel Etkiler
İsrail'de aşırı sağın güçlenmesi, sadece ülke içinde değil, bölgesel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Ben Gvir ve müttefikleri, Filistin Devleti'nin kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor, Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesini savunuyor ve Filistinlilere karşı sert güvenlik önlemleri alınmasını istiyor. Bu tür politikalar, Filistinlilerle yaşanan gerginliği artırabilir ve uluslararası toplumun tepkisini çekebilir. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini yasa dışı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümün zarar gördüğünü belirtiyor. Aşırı sağın koalisyonda yer alması, İsrail'in Batı ile ilişkilerinde de sorunlara yol açabilir.
Öte yandan, Netanyahu'nun seçim sonrası Ben Gvir ile koalisyon kurma olasılığı, İsrail siyasetinde belirsizliği artırıyor. Netanyahu, iktidarını korumak için aşırı sağa taviz vermek zorunda kalabilir. Bu da Filistin sorununda daha sert bir çizgi izlenmesine ve bölgesel istikrarın bozulmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de aşırı sağın yükselişi ve yerleşimcilerin daha radikal bir lider talebi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Filistin davasını destekliyor ve İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı buluyor. Aşırı sağcı Ben Gvir'in güçlenmesi, Filistinlilere yönelik baskıların artması ve iki devletli çözümün zayıflaması anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgede Filistin lehine yürüttüğü diplomatik çabaları zorlaştırabilir. Ayrıca, İsrail'in sertleşen tutumu, Doğu Akdeniz'deki gerilimi ve enerji işbirliği dengelerini de etkileyebilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde normalleşme sürecini sürdürürken, Filistin konusundaki hassasiyetini koruyacaktır. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir.