İsrail ile Lübnan arasında süren dolaylı görüşmelerin somut bir sonuç üretmesi beklenmiyor. Dış muhabirimiz Fraser McIlwraith, taraflar arasındaki derin güvensizlik, Lübnan’daki siyasi istikrarsızlık ve Hizbullah faktörünün müzakereleri kilitleyen unsurlar olduğunu belirtiyor. Özellikle deniz yetki alanları ve sınır güvenliği konularında arabulucu ABD’nin çabaları şimdiye kadar somut bir ilerleme sağlamadı.
Görüşmelerin Arka Planı ve Tarafların Tutumu
İsrail ve Lübnan arasındaki görüşmeler, 2022’de imzalanan deniz sınırı anlaşmasının ardından yeniden gündeme geldi. Ancak bu anlaşma, kara sınırı ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması gibi daha karmaşık konularda bir çerçeve sunmuyor. Lübnan, ekonomik kriz ve siyasi kilitlenme nedeniyle zayıf bir müzakere pozisyonuna sahip. Hükümet, uluslararası toplumun baskısıyla görüşmelere katılsa da Hizbullah’ın onayı olmadan taviz vermekte zorlanıyor.
İsrail tarafı ise Hizbullah’ı doğrudan tehdit olarak görüyor ve Lübnan ordusunun güneyde etkinliğini artırmasını talep ediyor. Ancak Lübnan ordusunun ekonomik kısıtlar nedeniyle bölgede güç bulundurma kapasitesi sınırlı. Bu durum, İsrail’in güvenlik endişelerini artırırken müzakerelerin tıkanmasına yol açıyor. ABD’nin arabuluculuk çabaları ise taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan-İsrail hattı, Orta Doğu’daki genel gerilimin bir yansıması. İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisi, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin Lübnan’a yönelik tutumu ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, müzakerelerin seyrini belirleyen dış faktörler. Ayrıca Lübnan’daki ekonomik çöküş, halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesi, hükümetin dış politika önceliklerini sınırlıyor. Uluslararası Para Fonu ile yürütülen kurtarma paketi görüşmeleri de siyasi istikrarsızlık nedeniyle ilerlemiyor.
Enerji açısından Doğu Akdeniz’deki gaz sahaları, İsrail ve Lübnan arasında potansiyel bir işbirliği alanı olsa da siyasi engeller bu potansiyelin hayata geçmesini engelliyor. Bölgesel aktörlerin müdahil olduğu her türlü denklemde Lübnan’ın egemenlik hakları ile İsrail’in güvenlik talepleri arasında bir denge kurulması gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bu dengeyi sağlamak oldukça güç.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki istikrarsızlığın Orta Doğu’daki dengeleri doğrudan etkilediğini ve kendi güvenliği için risk oluşturduğunu düşünüyor. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda yaşanan belirsizlik, Türkiye’nin bölgesel politikalarını yakından ilgilendiriyor. İsrail-Lübnan hattındaki gerilim, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü güçlendirebileceği gibi, Hizbullah’ın varlığı ve İran etkisi nedeniyle Türkiye’nin Lübnan’a yönelik politikalarını dikkatli bir denge içinde yürütmesini gerektiriyor. Ayrıca, Lübnan’daki ekonomik çöküş, Türkiye’ye yönelik göç riskini artırarak sınır güvenliği ve insani yardım konularında ek yük getirebilir.