İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazartesi günü iktidarda kalma kampanyasını tamamlarken, seçim rakiplerinin kazanması halinde İsrail'in İran tarafından yok edilebileceğini savundu. Ülke, 17 Eylül'de yapılacak genel seçimlere kilitlenmiş durumda ve anketler iktidardaki Likud Partisi ile ana muhalefet ittifakı Mavi-Beyaz arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor.
Seçim Kampanyasının Son Günü: İran Merkezli Suçlamalar
Netanyahu, seçim kampanyasının son gününde yaptığı açıklamalarda, İran'ın İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu ve rakiplerinin bu tehditle başa çıkma konusunda yetersiz olduğunu öne sürdü. Başbakan, özellikle Mavi-Beyaz ittifakının liderleri Benny Gantz ve Yair Lapid'i, İran konusunda zayıf durmakla suçladı. Netanyahu, "Rakiplerim iktidara gelirse, İran İsrail'i yok edebilir" ifadesini kullandı.
Kampanya boyunca Netanyahu, kendisini İsrail'in güvenliğini garantileyen tek lider olarak sunmaya çalıştı. Ancak rakipleri, başbakanın İran tehdidini siyasi amaçlarla kullandığını ve asıl tehdidin Netanyahu'nun yolsuzluk iddiaları ve ülkeyi kutuplaştıran politikaları olduğunu belirtti. Mavi-Beyaz lideri Gantz, Netanyahu'nun İran kartını seçim malzemesi yapmasını eleştirerek, "Gerçek güvenlik, korku siyasetiyle değil, sağlam bir liderlikle sağlanır" dedi.
İsrail'de 17 Eylül'de yapılacak seçimler, Nisan ayındaki seçimlerin ardından koalisyon hükümetinin kurulamaması üzerine yeniden sandık başına gidilmesiyle gerçekleşiyor. Nisan seçimlerinde Likud ve Mavi-Beyaz neredeyse eşit oy almış, ancak hükümet kurma çabaları başarısız olmuştu. Bu kez de anketler benzer bir tabloya işaret ediyor: Likud ve müttefikleri 55, Mavi-Beyaz ve destekçileri 56 sandalye civarında görünüyor. Koalisyon pazarlıkları için kritik olan Arap partilerinin tutumu ise belirsizliğini koruyor.
İran Faktörü ve Bölgesel Gerilim
Netanyahu'nun İran vurgusu, bölgede artan gerilimle aynı zamana denk geliyor. Son aylarda İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler artmış, İsrail'in Suriye ve Irak'ta İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlediği bildirilmişti. Netanyahu hükümeti, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için sert bir tutum izliyor ve ABD'nin yaptırımlarını destekliyor. Ancak rakipleri, Netanyahu'nun İran politikasının sonuçsuz kaldığını ve İsrail'in uluslararası alanda izole olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, İsrail seçimlerinin sonucunun sadece ülke içi değil, bölgesel dinamikler açısından da önemli olduğunu belirtiyor. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi halinde İran'a yönelik daha agresif bir politika izlenebileceği, Mavi-Beyaz'ın kazanması durumunda ise özellikle Filistin meselesi ve ABD ile ilişkilerde daha ılımlı bir çizgi benimsenebileceği değerlendiriliyor. Ancak her iki senaryoda da İran'ın İsrail için temel güvenlik tehdidi olmayı sürdüreceği vurgulanıyor.
Seçim kampanyasının son gününde Netanyahu, ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile olan yakın ilişkisini ön plana çıkardı. Trump yönetiminin İsrail'e verdiği destek, Netanyahu'nun kampanyasının ana temalarından biri oldu. Ancak rakipleri, Netanyahu'nun ABD ile ilişkileri kişiselleştirdiğini ve İsrail'in çıkarlarını riske attığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Ortadoğu politikası ve bölgesel güvenlik dengesi açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Netanyahu'nun zaferi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde mevcut gerginliğin sürmesine ve İran karşıtı cephenin güçlenmesine yol açabilir. Mavi-Beyaz'ın olası zaferi ise iki ülke arasında yeni bir diplomatik açılım kapısı aralayabilir. Ancak her iki durumda da Türkiye, İsrail'in İran'a yönelik olası askeri adımlarının bölgesel istikrarsızlığı artırmasından endişe duyacaktır. Türkiye, İran ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini korurken, İsrail ile de enerji ve ticaret alanlarında işbirliğini geliştirmek istiyor. Seçim sonuçları, Türkiye'nin bu denge politikasını nasıl şekillendireceğini belirleyecek.