İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve müttefiklerinin 3 Kasım'da yapılacak İsrail seçimlerini bozmaya yönelik girişimlerde bulunabileceğini belirterek, İslam Cumhuriyeti'ni her türlü düşmanca eyleme karşı uyardı. Netanyahu, "Bizi test etmeyin" ifadesini kullanarak Tahran'a gözdağı verdi. Başbakan, seçim kampanyası boyunca güvenlik alanındaki deneyimini öne çıkarmış ve Şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaşı propaganda malzemesi yapmıştı.
Seçim öncesi güvenlik vurgusu
İsrail'de seçim atmosferi giderek ısınırken, Başbakan Netanyahu'nun İran uyarısı kampanyasının son haftalarına damga vurdu. Netanyahu, İran'ın ve bölgedeki vekil güçlerinin seçim sürecini kaosa sürüklemek isteyebileceğini savundu. Bu açıklama, İsrail'in son aylarda İran'a yönelik artan askeri ve istihbarat faaliyetlerinin gölgesinde geldi. Şubat ayında İran'a karşı başlatılan ve kısa sürede bölgesel gerilimi tırmandıran operasyon, Netanyahu'nun seçim kampanyasının merkezinde yer alıyor. Başbakan, güvenlik konusundaki sicilini vurgulayarak seçmene "güçlü lider" mesajı vermeye çalışıyor.
İsrail basınına yansıyan bilgilere göre, Netanyahu hükümeti son haftalarda İran'ın nükleer programına yönelik istihbarat paylaşımını artırmış ve olası bir askeri müdahale için hazırlıklarını hızlandırmıştı. Ancak seçim öncesi böyle bir uyarının zamanlaması, muhalefet tarafından "dikkat dağıtma" olarak yorumlanabilir. Yine de Netanyahu'nun açıklamaları, İran'ın bölgesel faaliyetlerine ilişkin duyulan endişenin altını çiziyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran-İsrail gerilimi, Orta Doğu'nun istikrarı açısından kritik bir eşikte. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkandığı bir dönemde, İsrail'in sert söylemleri bölgesel bir çatışma riskini artırıyor. ABD'nin yeni yönetimi henüz net bir politika ortaya koymamışken, İsrail'in seçim sonrası nasıl bir dış politika izleyeceği belirsizliğini koruyor. Netanyahu'nun uyarısı, aynı zamanda İran'a karşı uluslararası toplumu daha fazla baskı uygulamaya çağrı niteliğinde. Avrupa Birliği ve Rusya'dan henüz bir tepki gelmezken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri İsrail'in güvenlik endişelerini paylaşıyor.
Uzmanlar, İran'ın seçimlere müdahale iddiasının somut kanıtlarla desteklenmediğini, ancak İsrail'in son yıllarda İran'ın seçimlere ve siyasi süreçlere yönelik siber ve istihbarat faaliyetlerini sık sık gündeme getirdiğini hatırlatıyor. Bu tür suçlamalar, İsrail'in İran karşıtı kampanyasının bir parçası olarak görülüyor. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanlığı henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak geçmişte benzer suçlamaları reddetmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-İran geriliminde denge politikası izliyor. Netanyahu'nun seçim öncesi İran uyarısı, Ankara'nın bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, İsrail ile de enerji ve ticaret bağlarını koruyor. Olası bir İsrail-İran çatışması, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, İsrail seçimlerinin sonucu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını da etkileyebilir. Ankara, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik çaba harcıyor; ancak İran'ın nükleer programı ve İsrail'in sert tutumu, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırıyor.