İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde bulunan Hebron kentinde binlerce Filistinliyi evlerinden ve yaşadıkları bölgelerden sınır dışı etti. Jerusalem Daily gazetesinin manşetten duyurduğu habere göre, İsrail ordusunun geniş çaplı operasyonu sonucu çok sayıda Filistinli aile bölgeden çıkarıldı. Olay, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından ciddi endişelere yol açarken, bölgede tansiyonu daha da yükseltti.
Hebron'da Son Durum ve Tahliyelerin Arka Planı
Hebron, Batı Şeria'nın en büyük ve en kalabalık Filistin kentlerinden biri olup, aynı zamanda Yahudi yerleşimcilerin yoğun olarak bulunduğu hassas bir bölge. İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da, Hebron özel bir statüye sahip. Kentin merkezinde yer alan El-Halil (Hebron) Camii çevresinde yaşanan yerleşimci şiddeti ve askeri kısıtlamalar, yıllardır Filistinlilerin günlük yaşamını zorlaştırıyor.
Son tahliye kararı, İsrail hükümetinin yerleşim politikalarını genişletme yönündeki adımlarının bir parçası olarak görülüyor. Filistinli kaynaklar, İsrail güçlerinin özellikle kentin güney mahallelerinde yoğunlaştığını ve yüzlerce aileyi tahliye ettiğini bildiriyor. Ancak bağımsız kaynaklardan doğrulanmış kesin sayılar henüz netleşmiş değil. Jerusalem Daily'nin haberine göre, sınır dışı edilenlerin sayısı binlerle ifade ediliyor.
İsrail ordusu, operasyonun güvenlik gerekçeleriyle yapıldığını savunurken, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri bu tür eylemlerin Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu vurguluyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, zorla tahliyelerin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunmuştu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hebron'daki gelişme, Orta Doğu barış sürecine dair umutları daha da zayıflatıyor. ABD yönetimi, son dönemde İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış olsa da, Washington'un İsrail'e verdiği askeri ve diplomatik destek devam ediyor. Avrupa Birliği ise yerleşim faaliyetlerini kınayan açıklamalar yapmakla birlikte somut yaptırım konusunda bölünmüş durumda.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki yönetim, konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıyacaklarını açıkladı. Arap Birliği de acil toplantı çağrısında bulundu. Ancak BMGK'da ABD'nin veto yetkisi, etkili bir karar alınmasını zorlaştırıyor. Öte yandan, bölgedeki Filistinli gruplar arasında artan öfke, yeni bir intifada (ayaklanma) riskini gündeme getiriyor.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'in Hebron'daki eylemlerini insani kriz olarak nitelendirirken, bölgede yaşayan Filistinlilerin temel hizmetlere erişimi de giderek zorlaşıyor. Su, elektrik ve sağlık hizmetlerinde yaşanan kesintiler, tahliye edilen ailelerin durumunu daha da ağırlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak Hebron'daki tahliyeleri yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in bu tür eylemlerini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyor ve iki devletli çözüm çağrısını yineliyor. Son gelişme, Türkiye'nin bölgesel diplomaside daha aktif rol almasını gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinlilere yönelik insani yardımları ve siyasi desteği, İsrail ile ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da dolaylı olarak etkiliyor.