İsrail'in genel seçimlere gitmesine kısa süre kala, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti ve yerleşim yeri genişlemesi benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştı. Ocak-Ağustos döneminde Filistinlilere yönelik 1.600'den fazla yerleşimci saldırısı kaydedilirken, son dört yılda Batı Şeria'da öldürülen Filistinli sayısı 1.000'i aştı. Hareket kısıtlamaları, toprak gaspı ve ev yıkımları binlerce kişiyi yerinden ederken, büyük siyasi partilerin yerleşimleri sökme konusunda isteksiz olduğu gözlemleniyor.
Yerleşimci şiddeti ve genişlemenin arka planı
İsrail seçim kampanyası, ekonomik sorunlar ve iç siyasi krizlere odaklanmış durumda; ancak Batı Şeria'daki gelişmeler arka planda hız kesmeden devam ediyor. Yerleşimci saldırıları, Filistin köylerine yönelik taşlama, kundaklama, fiziksel saldırı ve tarım arazilerinin tahrip edilmesini içeriyor. Bu saldırılar sonucunda yüzlerce Filistinli yaralanırken, binlercesi de güvenlik endişesiyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Uluslararası kuruluşların raporlarına göre, İsrail hükümeti tarafından onaylanan yeni yerleşim birimleri ve mevcut yerleşimlerin genişletilmesi, iki devletli çözüm ihtimalini giderek zayıflatıyor. Batı Şeria'da inşa edilen yeni yollar ve altyapı projeleri, Filistin bölgelerini adacıklar halinde bölerek bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü ortadan kaldırıyor.
İsrail yönetimi, yerleşim inşaatlarını "doğal büyüme" olarak nitelendirirken, Filistinliler ve uluslararası toplum bu adımları uluslararası hukuka aykırı buluyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, tüm yerleşim faaliyetlerini açıkça yasa dışı ilan etmişti; ancak İsrail bu karara uymayı reddediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki tırmanma, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da tehdit ediyor. Filistin yönetimi, yerleşimci saldırılarına karşı uluslararası koruma talep ederken, Arap ülkeleri İsrail'in eylemlerini kınıyor. Ancak ABD yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini yumuşak bir dille ifade ediyor ve somut bir yaptırım uygulamaktan kaçınıyor.
Avrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi sınırlı adımlar atmış olsa da, İsrail üzerindeki baskı yetersiz kalıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) olası soruşturmaları ise İsrail tarafından tehdit olarak algılanıyor ve ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım tehditleri gündemde.
Bölgesel güçlerden Türkiye, İsrail'in yerleşim politikalarını sert bir şekilde eleştiriyor ve Filistin davasını destekliyor. Türkiye, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki statükoyu korumak için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Son yıllarda Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan normalleşme çabaları, Batı Şeria'daki gelişmeler nedeniyle sekteye uğrayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ve genişleme politikaları, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında önemli bir yer tutuyor. Türkiye, Filistinlilerin haklarını savunmayı sürdürürken, aynı zamanda İsrail ile ilişkilerini de yönetmeye çalışıyor. Son dönemde yaşanan normalleşme adımları, Batı Şeria'daki tırmanma nedeniyle zorlaşabilir. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in eylemlerini kınayarak, Filistin davasındaki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Türkiye, diplomatik girişimlerini yoğunlaştırarak, Filistinlilere yönelik insani yardımları artırabilir ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının güçlendirilmesi için çaba gösterebilir.