ABD yönetimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu resmi bildirimde, Yemen'deki Husi hareketinin Suudi Arabistan ve Yemen hükümetine yönelik saldırılarını derhal durdurması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, Husilerin son dönemde artan füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından geldi. Washington, saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve barış sürecini baltaladığını belirterek, uluslararası toplumu ortak hareket etmeye davet etti.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Husi hareketinin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten itibaren Yemen hükümetine destek amacıyla askeri müdahalede bulundu. İran destekli Husiler, zaman zaman Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve diğer şehirlerine balistik füze ve İHA saldırıları düzenliyor. ABD, bu saldırıların sadece Suudi Arabistan'ı değil, bölgedeki deniz ticaret yollarını ve uluslararası güvenliği de tehdit ettiğini savunuyor.
Son aylarda Husiler, Yemen'in Marib kentine yönelik kara operasyonlarını yoğunlaştırdı. Marib, Yemen hükümetinin son önemli kalesi konumunda. Ayrıca Husiler, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Kızıldeniz'deki stratejik noktalara saldırılar düzenledi. ABD yönetimi, bu saldırıların sivilleri hedef aldığını ve insani krizi derinleştirdiğini belirtiyor.
BM Güvenlik Konseyi'ne yapılan çağrı, ABD'nin Yemen özel temsilcisi Tim Lenderking'in bölgeye yaptığı son ziyaretin ardından geldi. Lenderking, taraflar arasında ateşkes sağlanması ve siyasi çözüm için temaslarda bulunmuştu. Ancak Husiler, ateşkes çağrılarına olumlu yanıt vermedi. ABD, Husilerin saldırılarının İran'ın bölgesel yayılmacı politikasının bir parçası olduğunu ve Tahran'ın bu gruplara silah ve finansman sağladığını iddia ediyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor.
BM verilerine göre, Yemen'deki savaşta 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Bunların büyük çoğunluğu dolaylı nedenlerden (açlık, hastalık) kaynaklandı. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. ABD, Husilerin saldırılarının insani yardımların ulaşmasını da engellediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri'ni de hedef alıyor. BAE, Yemen hükümetine destek veren koalisyonun önemli bir üyesi. Ayrıca Husiler, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarla uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor. Bu durum, küresel enerji arz güvenliği ve deniz ticareti açısından ciddi risk oluşturuyor.
ABD'nin BM'ye yaptığı çağrı, aynı zamanda İran ile yürütülen nükleer müzakerelerle de bağlantılı. Washington, Tahran'ın Yemen'deki vekil güçleri desteklemesinin bölgesel güvenliği bozduğunu ve müzakere sürecini olumsuz etkilediğini düşünüyor. İran ise Husilere verdiği desteğin meşru olduğunu savunuyor.
Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkesin sağlanması için çaba harcıyor. BM, taraflar arasında diyalog çağrısını yineliyor. Ancak Husilerin askeri operasyonları, barış umutlarını zayıflatıyor. ABD, müttefikleriyle birlikte Husilere yönelik yaptırımları artırmayı ve saldırıları engellemek için askeri önlemler almayı değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alarak taraflara itidal çağrısı yapıyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Körfez'deki istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Kızıldeniz'deki saldırılar, Türk gemilerinin rotalarını tehdit ediyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; bu tür saldırılar, Ankara'nın Riyad ile yürüttüğü diyaloğu zorlaştırabilir. Türkiye'nin insani yardımları ve ateşkes çağrıları, bölgesel barışa katkı sağlama potansiyeli taşıyor. ABD'nin BM'ye yaptığı çağrı, Türkiye'nin de desteklediği bir pozisyon; ancak Türkiye, askeri çözüm yerine siyasi diyaloğun güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.