İsrail'de yaklaşan genel seçimler, ülkenin ultra-Ortodoks Yahudi toplumu olan Haredilerin savaş zamanındaki statüsü etrafında şekilleniyor. Uzun süredir devam eden askerlik muafiyeti tartışması, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden Gazze savaşı ve artan güvenlik ihtiyaçları nedeniyle yeni bir boyut kazandı. Seçim kampanyasının merkezinde, Haredi erkeklerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasının geleceği ve bu durumun koalisyon hükümeti kurma denklemlerine etkisi yer alıyor.
Askerlik Muafiyeti Tartışmasının Arka Planı
İsrail'de Haredi erkekler, uzun yıllardır din eğitimi almaları gerekçesiyle zorunlu askerlikten muaf tutuluyor. Ancak bu muafiyet, özellikle son yıllarda seküler toplumda ve ordu içinde büyük tepki çekiyordu. 7 Ekim saldırıları ve ardından başlayan savaş, İsrail toplumunda güvenlik algısını derinden sarstı. Yüz binlerce yedek askerin göreve çağrılması, Haredi toplumunun askerlik yapmaması konusundaki rahatsızlığı daha da artırdı. Yüksek Mahkeme, muafiyetin yasal dayanağının bulunmadığına dair kararlar verdi ve hükümete yeni bir düzenleme yapması için süre tanıdı. Şu anda geçici bir düzenleme yok ve Haredi erkeklerin askere alınması gerekiyor, ancak pratikte bu henüz uygulanmıyor.
Siyasi partiler, bu hassas konuda farklı pozisyonlar alıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud ve koalisyon ortakları, Haredi partilerin desteğini kaybetmemek için muafiyeti korumaya çalışıyor. Ancak savaş nedeniyle artan kamuoyu baskısı, bu dengeyi zorlaştırıyor. Ana muhalefet partileri ise eşitliği sağlamak adına Haredilerin de askerlik yapması gerektiğini savunuyor. Seçim kampanyalarında bu konu, ekonomik ve sosyal politikaların önüne geçmiş durumda.
Haredi toplumu ise din eğitiminin korunmasını ve yaşam tarzlarının tehdit edilmemesini istiyor. Haredi partiler, koalisyon görüşmelerinde bu konuyu kırmızı çizgi olarak belirlemiş durumda. Öte yandan, Haredi nüfusunun hızla artması (şu anda İsrail nüfusunun yaklaşık %13'ü) ve ekonomik olarak devlete bağımlılığı, uzun vadeli demografik ve ekonomik endişeleri de beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki bu iç siyasi tartışma, ülkenin dış politikasını ve bölgesel güvenlik dinamiklerini de etkiliyor. Savaş döneminde ordunun insan gücü ihtiyacı, Haredi askerlik meselesini daha kritik hale getiriyor. Ayrıca, İsrail'in Batılı müttefikleri, özellikle ABD, İsrail'in demokratik değerlere bağlılığı ve eşitlik ilkesi konusundaki hassasiyetini yakından izliyor. Haredi muafiyeti, İsrail'in uluslararası imajında da zaman zaman sorgulanan bir konu.
Seçim sonuçları, İsrail'in Gazze politikası, İran'a karşı tutumu ve bölgesel ittifakları üzerinde belirleyici olacak. Haredi partilerin güçlü olduğu bir koalisyon, barış sürecinde daha sert bir çizgi izleyebilir. Öte yandan, muafiyetin kaldırılması yönünde bir irade ortaya çıkarsa, bu İsrail toplumunda önemli bir dönüşümün habercisi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi çalkantı ve Haredi askerlik tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir konu olmasa da bölgesel istikrar açısından dolaylı etkileri bulunuyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde Filistin meselesini önceliklendirirken, İsrail iç siyasetindeki belirsizlikler ikili ilişkilerin seyrini etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ordusunun güç yapısındaki olası değişimler, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu güvenlik dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bölgede artan istikrarsızlıktan kaçınmak için diplomatik kanalları açık tutmaya önem veriyor.