İsrail'de seçimlere günler kala işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimcilerin ABD'li bir gazeteciye ve Avrupalı diplomatlara yönelik saldırıları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yerleşimcilere verdiği desteği potansiyel bir siyasi yük haline getirdi. Muhalifleri, Netanyahu'yu "Yahudi terörizmi" konusunda yumuşak davranmakla suçluyor. Olaylar, İsrail'in uluslararası itibarını ve ABD ile ilişkilerini de tehdit ediyor.
Olayların arka planı ve Netanyahu'nun açmazı
Son haftalarda Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti, İsrail siyasetinde önemli bir gerginlik yarattı. Geçtiğimiz günlerde bir grup İsrailli yerleşimci, bölgede görev yapan ABD'li bir gazeteciye ve beraberindeki Avrupalı diplomatlara saldırdı. Saldırılar, uluslararası toplumda tepkiyle karşılandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Avrupa Birliği, olayı kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu. İsrail polisi ise saldırılarla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu, ancak yerleşimcilere yönelik yaptırımların sınırlı kalacağı belirtiliyor.
Netanyahu hükümeti, uzun süredir yerleşimci hareketine yakın duruyor ve Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişlemesini destekliyor. Ancak bu politika, özellikle son dönemde artan şiddet olayları nedeniyle eleştiriliyor. Muhalefet liderleri, Netanyahu'yu yerleşimcilere karşı çifte standart uygulamakla ve "Yahudi terörizmi"ni görmezden gelmekle suçluyor. Ana muhalefet partisi lideri Yair Lapid, "Netanyahu, yerleşimcilerin saldırılarına göz yumuyor ve İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına neden oluyor" dedi.
Seçim arefesinde yapılan anketler, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisinin sandalye sayısını koruyacağını ancak hükümet kurma konusunda zorluk yaşayabileceğini gösteriyor. Yerleşimci şiddeti, Netanyahu'nun sağcı tabanını konsolide etmek için kullandığı bir söylemken, şimdi merkez seçmeni kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD yönetiminin artan baskısı, İsrail'in en önemli müttefikiyle ilişkilerinde gerilim yaratabilir. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, yerleşimci şiddetini defalarca kınadı ve İsrail'e bu konuda adım atması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, sadece İsrail iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da etkiliyor. Filistin yönetimi, uluslararası toplumu İsrail'e karşı daha sert önlemler almaya çağırıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, "Yerleşimci terörü, işgalin doğal bir sonucudur ve uluslararası toplum bu suçlara sessiz kalmamalıdır" açıklamasında bulundu. Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaparken, bazı üye ülkeler İsrail'e yönelik yaptırımları tartışmaya başladı.
Olayların bir diğer önemli boyutu da ABD-İsrail ilişkileri. ABD'li gazetecinin saldırıya uğraması, Washington'da tepkiyle karşılandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Gazetecilere yönelik saldırılar kabul edilemez ve faillerin adalet önüne çıkarılması için İsrail makamlarıyla temas halindeyiz" dedi. Bu tür olaylar, ABD'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına ve askeri yardım konusunda şartlar öne sürmesine yol açabilir. Ayrıca, uluslararası kamuoyunda İsrail'in imajı daha da zedelenebilir.
Seçim sonrası İsrail hükümeti, yerleşimci şiddetiyle mücadelede daha etkili adımlar atmazsa, uluslararası izolasyon derinleşebilir. BM Güvenlik Konseyi'nde yeni bir karar tasarısı gündeme gelebilir. Ancak Netanyahu'nun koalisyon ortakları, yerleşimcilere yönelik herhangi bir kısıtlamaya karşı çıkıyor. Bu durum, İsrail'in iç siyasetinde ve dış ilişkilerinde bir ikilem yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini yakından takip ediyor. Ankara, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve yerleşimci saldırılarını kınayan açıklamalar yapıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ayrıca, ABD-İsrail ilişkilerindeki gerilim, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru yaratabilir. Ancak Türkiye'nin önceliği, bölgesel istikrarın korunması ve Filistinlilerin haklarının savunulması. Seçim sonrası İsrail hükümetinin tutumu, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğini de etkileyecek. Yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına zemin hazırlayabilir.