Mısır'ın Yemen savaşında Suudi Arabistan'ı savunma taahhüdü, Kahire'nin bölgesel nüfuzunu artırma ve ekonomik kazanç sağlama hedefiyle atılmış riskli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ülke, 2015'ten bu yana Suudi liderliğindeki koalisyona askeri ve siyasi destek veriyor, ancak bu angajman Mısır'ın ekonomik sıkıntıları ve iç güvenlik endişeleriyle çelişiyor.
Mısır'ın Yemen Politikasının Arka Planı
Mısır, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde oluşturulan ve Yemen'deki Husilere karşı mücadele eden koalisyona katıldı. Ancak Kahire, koalisyona fiili asker göndermekten kaçınarak daha çok deniz gücü ve hava desteğiyle sınırlı bir katkı sağladı. Bu tutum, Mısır'ın Yemen savaşının bataklığına çekilme konusundaki isteksizliğini yansıtıyordu. Son dönemde Mısır'ın Suudi Arabistan'a yönelik savunma taahhüdünü yenilemesi, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinleşmesi olarak yorumlanıyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Suudi Arabistan'ın güvenliğini kendi güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü sık sık dile getiriyor. Bu açıklamalar, Mısır'ın Körfez'deki müttefiklerine verdiği önemi gösteriyor.
Mısır'ın bu taahhüdü, ekonomik açıdan da önemli. Suudi Arabistan, Mısır'a büyük miktarda mali yardım sağlıyor ve Kahire'nin IMF anlaşması sürecinde de destek verdi. 2016 yılında Suudi Arabistan, Mısır'a 12 milyar dolarlık yatırım ve yardım paketi açıklamıştı. Ancak bu yardımların sürekliliği, Mısır'ın Suudi Arabistan'a verdiği destekle yakından ilişkili. Dolayısıyla Mısır'ın savunma taahhüdü, ekonomik çıkarlarla iç içe geçmiş durumda.
Riskler ve Bölgesel Dengeler
Mısır'ın Yemen savaşına daha fazla angaje olması, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve güvenlik sorunlarıyla birleşince ciddi riskler taşıyor. Mısır ordusu, Sina Yarımadası'nda terörle mücadele ederken ve Libya'da istikrarsızlıkla uğraşırken, Yemen'de ek bir cephe açmak kaynakları zorlayabilir. Ayrıca, Yemen'deki savaşın insani boyutu ve sivil kayıplar, Mısır'ın uluslararası alanda eleştirilmesine yol açabilir. Bölgesel olarak ise Mısır'ın Suudi Arabistan'a verdiği destek, İran'la olan ilişkilerini de etkiliyor. Mısır, İran'la diplomatik ilişkilerini normalleştirme çabaları içindeyken, Yemen'de Husileri destekleyen İran'a karşı Suudi Arabistan'ın yanında yer almak, bu dengeyi bozabilir. Öte yandan, Mısır'ın bu tutumu, Katar ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerle olan ilişkilerinde de gerilim yaratabilir.
Mısır'ın Yemen savaşındaki rolü, aynı zamanda ABD ve Batılı müttefiklerle ilişkilerinde de bir araç olarak kullanılıyor. Mısır, Batı nezdinde stratejik bir müttefik olarak konumunu korumak için Suudi Arabistan'a desteğini sürdürüyor. Ancak bu destek, Mısır'ın insan hakları sicili nedeniyle zaten baskı altında olan uluslararası itibarını daha da zedeleyebilir.
Sonuç olarak, Mısır'ın Suudi Arabistan'ı savunma taahhüdü, kısa vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlasa da uzun vadede ciddi riskler barındırıyor. Kahire'nin bu dengeyi ne kadar sürdürebileceği, bölgesel gelişmelere ve Suudi Arabistan'ın ekonomik desteğinin devamına bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın Yemen savaşında Suudi Arabistan'a verdiği destek, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen krizinde siyasi çözümden yana tavır alırken, Mısır'ın askeri angajmanı Körfez'deki güç dengelerini değiştirebilir. Ayrıca, Mısır'ın Suudi Arabistan ile yakınlaşması, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle yürüttüğü normalleşme sürecinde rekabeti artırabilir. Türkiye, Mısır'ın Yemen'de daha fazla askeri rol üstlenmesinin bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceğini ve insani krizi kötüleştireceğini savunuyor. Öte yandan, Mısır'ın bu hamlesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya politikalarında da yansımaları olabilir. Türk dış politikası açısından, Mısır'ın Suudi Arabistan'a verdiği destek, Ankara'nın Kahire ile yürüttüğü diyalog sürecinde bir test niteliği taşıyor.