Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Yemen'de Husi hedeflerine yönelik düzenlediği saldırılar sonucu son haftalarda 130 binden fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarının verilerine göre, ülke genelinde açlık krizi her geçen gün daha da derinleşiyor. Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Yerinden Edilme
Yemen'de 2014 yılında Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Koalisyon, Husileri destekleyen İran'a karşı savaşıyor. Son dönemde Marib ve Hudeyde gibi stratejik bölgelerde yoğunlaşan çatışmalar, sivil halkın kitlesel göçüne neden oluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), sadece son iki ayda 130 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Bu rakam, ülke genelinde toplam yerinden edilmiş insan sayısını 4 milyonun üzerine taşıdı.
Yerinden edilenlerin büyük çoğunluğu, güvenli bölge olarak gördükleri komşu illere veya ülke içindeki kamplara sığınıyor. Ancak bu kamplar da aşırı kalabalık ve yetersiz altyapıya sahip. İnsanlar temiz su, gıda ve tıbbi yardıma erişimde büyük zorluk yaşıyor. Özellikle çocuklar arasında yetersiz beslenme ve salgın hastalık riski artıyor.
İnsani Krizin Boyutları
Dünya Gıda Programı (WFP), Yemen'de 20 milyondan fazla insanın gıda güvensizliği yaşadığını, bunlardan 5 milyonunun acil yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ülke ekonomisi savaş nedeniyle çökmüş durumda; para birimi değersizleşti, temel gıda maddelerinin fiyatları fırladı. Kızıldeniz'deki limanlara uygulanan abluka nedeniyle yardım malzemeleri ülkeye ulaşmakta zorlanıyor. Suudi Arabistan, İran'ın silah sevkiyatını engellemek için denetimleri sıkılaştırdığını savunuyor, ancak yardım kuruluşları bu durumun insani erişimi kısıtladığını vurguluyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Yemen'deki durumu "dünyanın en büyük insani felaketi" olarak nitelendirdi ve taraflara acil ateşkes çağrısı yaptı. Ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. 2022'de ilan edilen ve birkaç kez uzatılan kırılgan ateşkes, tamamen çökmüş durumda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen krizi, Orta Doğu'da Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının en kanlı cephesi haline geldi. Husiler, Suudi topraklarına ve Körfez'deki enerji tesislerine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları düzenleyerek çatışmayı bölgesel düzeye taşıdı. Bu saldırılar, küresel enerji arzını tehdit ediyor ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Batılı ülkeler, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlıyor. Rusya ve Çin ise daha çok diplomatik kanalları kullanmayı tercih ediyor.
Uluslararası toplumun yardım çağrılarına rağmen, 2023 yılı için planlanan 4,3 milyar dolarlık insani yardım fonunun sadece yüzde 30'u toplanabildi. Bu durum, sahadaki yardım kuruluşlarının operasyonlarını kısıtlamasına neden oluyor. Kızılhaç ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi kuruluşlar, özellikle kuzeydeki Husi kontrolündeki bölgelerde güvenli erişimde zorluk yaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi gözeterek diplomatik çözüm çağrıları yapıyor. Kriz, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki deniz ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin bölgesel ticaretini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Türkiye'nin Yemen'e yaptığı yardımlar, Ankara'nın bölgedeki yumuşak gücünü artırıyor. Uzun süreli istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç riskini de beraberinde getiriyor.