İsrail'de 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıların ardından başlayan ve üç yıldır devam eden savaş, ülke içinde derin bir ruhsal krizi de beraberinde getirdi. Yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, İsrail'de çocukların psikiyatrik acil servis başvuruları savaş öncesine kıyasla iki katından fazla arttı. Bu çarpıcı veri, uzun süreli çatışma ortamının toplumun en kırılgan kesimi olan çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Savaşın Çocuklar Üzerindeki Görünmez Bedeli
Araştırmaya göre, 7 Ekim sonrası dönemde çocuk ve ergenlerde psikiyatrik acil başvurularında rekor düzeyde bir artış kaydedildi. Uzmanlar, bu artışın yalnızca doğrudan çatışma bölgelerinde yaşayan çocuklarla sınırlı olmadığını, ülke genelinde siren sesleri, roket saldırıları ve sürekli güvenlik tehdidi altında büyüyen tüm çocukları etkilediğini belirtiyor. Travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon ve intihar eğilimlerinde ciddi artışlar gözlemleniyor. Hastanelerin çocuk psikiyatri birimleri, artan talebi karşılamakta zorlanıyor; uzmanlar, sağlık sisteminin bu yükü kaldırmak için acil ek kaynaklara ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
İsrailli ruh sağlığı uzmanları, savaşın yarattığı travmanın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Çocukluk döneminde yaşanan kronik stresin beyin gelişimini olumsuz etkilediği, öğrenme güçlükleri, davranış bozuklukları ve sosyal ilişkilerde sorunlara yol açtığı biliniyor. Okullarda psikolojik destek hizmetlerine olan talep de katlanmış durumda. Öğretmenler, öğrencilerde konsantrasyon kaybı, agresyon ve içe kapanma gibi belirtilerin arttığını bildiriyor.
Savaşın üçüncü yılına girilirken, İsrail toplumunda genel bir yorgunluk ve umutsuzluk hâkim. Ekonomik zorluklar, askerlik yükümlülüğünün uzaması ve sürekli belirsizlik ortamı, aile yapılarını da derinden sarstı. Ebeveynlerin bir kısmı askerde veya yedek kuvvetlerde görev yaparken, çocuklar ebeveynlerinden uzun süre ayrı kalmanın sıkıntısını yaşıyor. Bu durum, çocuklarda terk edilme korkusu ve güvensizlik duygularını tetikliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki bu tablo, Orta Doğu'da on yıllardır devam eden çatışmaların insani maliyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Savaşın sadece fiziksel yıkım değil, aynı zamanda kuşaklar boyu sürecek bir ruhsal miras bıraktığı gerçeği, bölgedeki tüm aktörler için önemli bir uyarı niteliğinde. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani yardım kuruluşları, çocukların korunması ve psikososyal destek programlarının acilen genişletilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak devam eden çatışma ortamı, bu tür girişimleri büyük ölçüde engelliyor.
Küresel ölçekte, savaş bölgelerindeki çocukların ruh sağlığı konusu giderek daha fazla dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, çatışma bölgelerinde yaşayan çocukların yaklaşık üçte birinin ruhsal bozukluk geliştirdiğini tahmin ediyor. İsrail'deki veriler, bu tahminin ne kadar somut ve acil bir soruna işaret ettiğini gösteriyor. Uluslararası toplumun, savaşın çocuklar üzerindeki etkilerini hafifletmek için daha etkin politikalar geliştirmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasının yarattığı insani krizleri yakından takip eden ve bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunan bir ülke konumunda. İsrail'de çocuklar arasında psikiyatrik vakaların artması, savaşın toplumsal maliyetini gözler önüne seriyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgede kalıcı barış ve insani yardım çağrılarını daha da güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca Türkiye, kendi sınırları içinde yaşayan Suriyeli mülteci çocuklar başta olmak üzere, çatışma mağduru çocuklara yönelik psikososyal destek programları için de dersler çıkarabilir. Uzun süreli savaşların nesiller üzerindeki yıkıcı etkisi, Türkiye'nin insani diplomasi ve ruh sağlığı alanındaki uluslararası iş birliklerine daha fazla ağırlık vermesini gerektiriyor.