İsrail ordusu, ABD'nin arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. Son saldırılarda en az iki kişinin yaralandığı bildirilirken, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) daha önceki İsrail saldırılarında hayatını kaybeden 24 sivilin ölümüyle ilgili bağımsız bir soruşturma açılması çağrısında bulundu. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında aylardır süren sınır ötesi çatışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Çerçeve Anlaşması ve Saldırıların Ardındaki Gerilim
ABD'nin arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşması, İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırının belirlenmesini ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımını öngörüyor. Ancak anlaşma, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik hava saldırılarını durdurmadı. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını ve İsrail'in kendini savunma hakkı kapsamında gerçekleştirildiğini belirtiyor. Lübnanlı yetkililer ise saldırıların egemenlik ihlali olduğunu ve sivilleri hedef aldığını ifade ediyor. Son haftalarda yaşanan tırmanış, 2006 savaşından bu yana en yoğun çatışmalara sahne oluyor.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in daha önceki saldırılarında 24 sivilin hayatını kaybetmesini 'olası savaş suçu' olarak nitelendirirken, saldırılarda uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiğini öne sürüyor. Örgüt, bağımsız bir soruşturmanın gecikmeksizin başlatılmasını talep ediyor. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin güvenliği için 'gerekli her adımı atma' kararlılığını yinelerken, operasyonların devam edeceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gerilim Yeni Bir Cephe Açıyor
Gazze'deki savaşın gölgesinde yaşanan bu gelişmeler, Ortadoğu'da ikinci bir cephenin açılması endişelerini artırıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail'e karşı misilleme yapılacağını açıklarken, İran destekli grup Lübnan'ın güneyinden roket atışlarına devam ediyor. ABD, bölgedeki gerilimi düşürmek için diplomatik kanalları kullanırken, Fransa ve Birleşmiş Milletler de tarafları itidale çağırıyor. Ancak uluslararası toplumun müdahale çabaları şu ana kadar somut bir sonuç vermiş değil.
Uzmanlar, çerçeve anlaşmasına rağmen İsrail'in saldırılarını sürdürmesinin, anlaşmanın aslında geçici bir ateşkes değil, bir güç dengesi düzenlemesi olduğunu gösterdiğini belirtiyor. İsrail, Hizbullah'ı sınırdan uzaklaştırmayı ve caydırıcılık kapasitesini göstermeyi hedefliyor. Hizbullah ise misilleme kapasitesini koruyarak ve sivillerin öldürülmesini uluslararası kamuoyunda propaganda malzemesi olarak kullanarak stratejik kazanım elde etmeye çalışıyor. Bu kısır döngü, bölgede kalıcı barışın sağlanmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmada doğrudan taraf olmamakla birlikte, gelişmeler bölgesel istikrarı doğrudan etkilediği için yakından takip ediyor. Türkiye'nin Akdeniz'deki enerji politikaları ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları, İsrail-Lübnan deniz sınırı anlaşmasıyla bağlantılı. Gerilimin tırmanması halinde, Türkiye'nin başta Libya ve Suriye olmak üzere diğer bölgesel dosyalarda elinin zayıflaması söz konusu olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım ve diplomatik girişimleri, bölgede yeniden bir savaş çıkmasını engelleme çabalarına katkı sağlayabilir. Bu nedenle Ankara, gerilimi düşürmek için uluslararası çabalara destek verirken, kendi güvenlik çıkarlarını da korumaya özen göstermelidir.