İsrail, Gazze'deki savaşın ekonomik etkileriyle şekillenen bir dönemde, savaş ekonomisinin beklenmedik bir şekilde canlandığını görüyor. Ülkenin yüksek teknoloji ve savunma sanayii, artan askeri harcamalar ve ihracat talebiyle büyürken, sivil sektörler ve ülkenin çevre bölgeleri ekonomik durgunlukla boğuşuyor. Bu durum, İsrail toplumundaki ekonomik eşitsizliği daha da derinleştiriyor.
Savaş Ekonomisinin Arka Planı
İsrail'in 2023 Ekim'inde başlayan Gazze savaşı, ülke ekonomisini derinden sarstı. Ancak savaşın uzamasıyla birlikte, savunma sanayii ve ilgili teknoloji sektörleri hızlı bir büyüme kaydetti. Askeri harcamalar 2024'te GSYH'nin yaklaşık %5'ine ulaştı; bu oran son yılların en yükseği. Savunma ihracatı da rekor kırdı: İsrail Savunma Bakanlığı verilerine göre 2023'te 13 milyar doları aşan silah satışları, 2024'te daha da arttı.
Yüksek teknoloji sektörü, özellikle siber güvenlik, yapay zeka ve askeri yazılım alanlarında, savaşın yarattığı talep patlamasından faydalandı. Tel Aviv ve çevresindeki teknoloji merkezleri, küresel yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Ancak bu büyüme, ülkenin kuzey ve güney bölgelerindeki sivil ekonomileri aynı ölçüde desteklemedi.
Sanayi Uçurumu Derinleşiyor
İsrail'in ekonomik yapısı zaten merkez ile çevre arasında bir uçurum barındırıyordu. Şimdi bu uçurum, savaş ekonomisinin etkisiyle daha da belirginleşti. Tel Aviv, Hayfa ve Kudüs gibi metropoller, yüksek teknoloji ve savunma yatırımlarını çekerken; Negev, Celile ve işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimler gibi bölgeler, artan işsizlik ve azalan yatırımlarla mücadele ediyor.
Özellikle tarım ve turizm sektörleri büyük darbe aldı. Savaş nedeniyle turist sayısı %70'e varan oranda düştü; tarım işçisi bulmakta zorlanan çiftçiler, üretimi azaltmak zorunda kaldı. Hükümetin savaş sonrası ekonomik paketleri ise daha çok savunma ve teknoloji odaklı şirketlere kaynak aktarıyor. Bu durum, ülke içindeki gelir dağılımını daha da bozuyor.
Ekonomistler, savaşın uzamasının İsrail'in uzun vadeli büyüme potansiyelini zayıflattığı uyarısında bulunuyor. Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, savaşın ekonomik maliyetinin 2024'te 250 milyar şekeli aşabileceğini belirtti. Bütçe açığı büyürken, hükümetin sosyal harcamaları kısma yoluna gitmesi, çevre bölgelerdeki hoşnutsuzluğu artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in savaş ekonomisi, sadece iç dinamikleri değil, bölgesel ve küresel ekonomiyi de etkiliyor. Savunma sanayiindeki büyüme, bazı Batılı ülkelerle ortak projeleri hızlandırırken; savaşın yarattığı istikrarsızlık, yabancı yatırımcıların bölgeye olan güvenini sarsıyor. Öte yandan, İsrail'in teknoloji ihracatı, küresel yarı iletken ve siber güvenlik piyasalarında önemli bir yer tutmaya devam ediyor.
Ancak savaşın insani boyutu ve uluslararası hukuk ihlalleri, bazı ülkelerin İsrail ile ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesine yol açıyor. Özellikle Avrupa Birliği'nde, İsrail ürünlerine yönelik boykot çağrıları artıyor. Bu durum, İsrail'in ihracat pazarlarını çeşitlendirme ihtiyacını doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in savaş ekonomisinin büyümesi, Türkiye'nin bölgesel ekonomik ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini 2023'te askıya almış olsa da, İsrail'in savunma ve teknoloji sektöründeki atılımı, Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyerek Türkiye'nin enerji ve güvenlik politikalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, İsrail'in ekonomik izolasyondan çıkma çabaları, Türkiye'nin Filistin meselesindeki diplomatik pozisyonunu da test ediyor. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için Gazze'de kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm çağrısını sürdürürken, ekonomik ve askeri dengeleri de dikkatle izlemeli.