İsrail ordusunun güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında, Jabal Amel Hastanesi 'önemli ölçüde hasar' gördü. Al Jazeera muhabiri Obaida Hitto, olay yerinden yaptığı canlı yayında hastanenin büyük bir bölümünün kullanılamaz hale geldiğini bildirdi. Saldırının, hastane personeli ve hastalar arasında can kaybına yol açtığı belirtildi. Bölgedeki sağlık kaynakları, hastanenin yoğun bakım üniteleri ve acil servis bölümlerinin tamamen yıkıldığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Hizbullah ile İsrail arasında sınır boyunca süren çatışmalar, son haftalarda şiddetlenerek sivillerin yaşadığı bölgeleri de etkisi altına aldı. Jabal Amel Hastanesi, çatışmalarda yaralanan pek çok sivilin tedavi edildiği kritik bir sağlık kuruluşuydu. İsrail, saldırının Hizbullah'ın hastane içinde silah deposu bulundurması gerekçesiyle yapıldığını öne sürdü. Ancak hastane yönetimi bu iddiayı reddederek, sivil tesisin uluslararası hukuka aykırı şekilde hedef alındığını vurguladı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırının ardından bölgeye sevk edilen ekiplerin enkaz altında kalanları kurtarmaya çalıştığını duyurdu. Hastane çevresindeki yerleşim yerlerinde de patlamaların etkisiyle binaların hasar gördüğü bildirildi. Birleşmiş Milletler, savaş hukukunun sağlık tesislerine yönelik saldırıları yasakladığını hatırlatarak olayı kınadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Jabal Amel Hastanesi'ne yönelik saldırı, Gazze'deki sağlık tesislerinin benzer şekilde hedef alınmasının ardından uluslararası toplumda sağlık kuruluşlarının korunmasına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çatışma bölgelerinde sağlık tesislerinin güvenliğinin sağlanmasının bir insani zorunluluk olduğunu yinelerken, sivil toplum kuruluşları bu tür saldırıların savaş suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Beyrut yönetimi, saldırıyı 'İsrail'in Lübnan egemenliğine yönelik ağır bir ihlali' olarak nitelendirerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne acil şikayette bulundu. İran ve Suriye'nin de dahil olduğu bölgesel aktörler Hizbullah'a destek mesajı verirken, ABD ve Avrupa Birliği tansiyonun daha da yükselmemesi için taraflara itidal çağrısı yaptı. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir gerginlik dalgasının habercisi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki sağlık tesislerine yönelik bu saldırı, Türkiye'nin Filistin ve bölge politikaları bağlamında dikkatle izlemesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, uzun süredir sivil altyapının hedef alınmasına karşı net bir duruş sergilemekte ve insani yardım misyonlarını kesintisiz sürdürmektedir. Saldırının ardından Türk yetkililerin, sağlık kuruluşlarının dokunulmazlığına yönelik uluslararası baskıyı artırması beklenebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'de istikrarı tehdit eden bu tür olaylar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve mülteci akınları gibi konularda riskleri yönetme ihtiyacını bir kez daha ortaya koymaktadır.