İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırısında hedef alınan bir hastane, büyük hasara rağmen sağlık hizmetlerini sürdüreceğini açıkladı. Yetkililer, saldırıda hastanenin acil servis bölümünün ağır hasar gördüğünü, ancak tıbbi ekipmanların bir kısmının kurtarıldığını belirtti. Hastane yönetimi, yaptığı yazılı açıklamada, “Saldırı bizi yıldıramaz; vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Saldırı ve hasar tespiti
Olay, 15 Ekim 2024 tarihinde Lübnan-İsrail sınırına yakın bir bölgede meydana geldi. İsrail savaş uçakları tarafından atılan iki adet güdümlü mermi, hastanenin doğu kanadını tamamen tahrip etti. İlk belirlemelere göre, saldırıda 3 sağlık çalışanı hayatını kaybederken, 12 kişi de yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, hastanenin geçici olarak kapatıldığını, ancak yakındaki bir sahra hastanesinde hizmet vermeye devam edeceğini duyurdu. Bölge halkı, saldırıyı “insanlık suçu” olarak nitelendirirken, hastane yönetimi uluslararası yardım çağrısında bulundu.
Bölgesel yansımalar
Bu saldırı, İsrail ile Hizbullah arasında süregelen gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler, hastanenin hedef alınmasını kınarken, Dünya Sağlık Örgütü bölgeye acil tıbbi malzeme sevkiyatı yapılacağını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise “sivil altyapının korunması” çağrısı yapmakla yetindi. Bu arada, İsrail ordusu, hastanenin Hizbullah tarafından askeri amaçla kullanıldığını iddia etti; ancak bu iddiayı destekleyen somut kanıt sunmadı. Bölgedeki sağlık görevlileri, hastanelerin çatışma bölgelerinde dokunulmaz olması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, bölgede istikrarın korunmasından yana bir politika izlerken, sivil hedeflere yönelik saldırıların artması, Ankara'nın itidalli yaklaşımını sürdürmesini zorlaştırabilir. Ayrıca, sınır komşusu Lübnan'daki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'yi yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya bırakma riski taşıyor. Türk yetkililerin, Birleşmiş Milletler nezdinde sivil altyapının korunması için girişimlerde bulunması beklenebilir.