İsrail güçlerinin Çarşamba günü Gazze Şeridi'nin farklı noktalarına düzenlediği saldırılarda en az dört Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, ölenler arasında bir genç ve bir sivil savunma görevlisi de bulunuyor. Son saldırılardan birinde, yerinden edilmiş insanların barındığı bir çadırı hedef alan İsrail insansız hava aracı saldırısında bir Filistinli öldü, diğerleri yaralandı. Saldırı, Gazze'nin orta kesimindeki El-Buraq bölgesinde meydana geldi.
Saldırıların ayrıntıları ve bölgedeki son durum
Filistin resmi kaynaklarından alınan bilgilere göre, İsrail ordusu Çarşamba günü Gazze Şeridi'nin kuzey, orta ve güney bölgelerine eş zamanlı hava ve kara saldırıları düzenledi. Saldırılarda hayatını kaybeden dört kişiden birinin henüz kimliği belirlenemeyen bir genç olduğu, bir diğerinin ise Gazze'deki sivil savunma ekiplerinde görev yapan bir sağlık personeli olduğu öğrenildi. Sivil savunma görevlisi, enkaz altında kalan yaralıları kurtarma çalışmaları sırasında düzenlenen ikinci bir saldırıda yaşamını yitirdi.
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içinde İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının arttığını, yaralı sayısının ise yüzlerce olduğunu açıkladı. Bölgedeki hastanelerin büyük bölümünün hizmet dışı kaldığı, ayakta tedavi hizmeti veren birkaç merkezin ise yoğun hasta akınıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'ye insani yardım ulaştırılmasında ciddi sıkıntılar yaşandığını, özellikle tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısının had safhada olduğunu vurguluyor.
İsrail ordusu ise saldırıların "Hamas'ın altyapısını hedef aldığını" öne sürerken, sivil kayıplarla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Bölgedeki görgü tanıkları, saldırıların özellikle yerinden edilmiş ailelerin sığındığı çadır kentleri ve okul binalarını vurduğunu, bunun da sivil ölümleri artırdığını ifade ediyor. El-Buraq'taki çadır saldırısında ölen ve yaralananların çoğunun kadın ve çocuklardan oluştuğu bildirildi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki insani kriz her geçen gün derinleşirken, uluslararası toplumdan ateşkes çağrıları sürüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, son saldırıların ardından yaptığı açıklamada, "Şiddetin sona ermesi ve sivillerin korunması için tüm taraflara çağrıda bulunuyoruz" dedi. Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes tasarısını veto etmesi ve İsrail'e askeri destek vermeye devam etmesi, uluslararası çabaları sekteye uğratıyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasında da görüş ayrılıkları bulunuyor; bazı ülkeler İsrail'e yönelik yaptırım çağrısı yaparken, diğerleri diplomatik çözüm için arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor.
Mısır ve Katar'ın yürüttüğü ateşkes müzakerelerinde ise taraflar arasındaki anlaşmazlık devam ediyor. Hamas, kalıcı ateşkes ve İsrail'in Gazze'den çekilmesini talep ederken, İsrail yönetimi geçici ateşkese bile sıcak bakmıyor. Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların da yeniden alevlenmesine yol açtı. İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırıları ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor.
Gazze'deki savaş, 7 Ekim 2023'ten bu yana binlerce sivilin ölümüne ve geniş çaplı yıkıma neden oldu. BM verilerine göre, Gazze'nin büyük bir kısmı yaşanmaz hale geldi ve nüfusun %85'i yerinden edildi. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in saldırılarında ayrım gözetmeksizin güç kullanmakla suçluyor ve uluslararası hukuk ihlalleri nedeniyle soruşturma açılması çağrısı yapıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, hem İsrail hem de Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu iddialarını inceliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizi yakından takip ediyor ve İsrail'in saldırılarını sert bir şekilde eleştiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son saldırıların ardından yaptığı açıklamada, "İsrail'in sivillere yönelik saldırıları asla kabul edilemez" diyerek ateşkes çağrısını yineledi. Türkiye, bölgede kalıcı bir ateşkes sağlanması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, İsrail ile ticaretin kısıtlanması ve bazı ürünlerin ihracatının durdurulması gibi adımlar attı. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları, bölgesel istikrarın sağlanması ve Filistin halkının haklarının korunması açısından kritik önem taşıyor. Ancak ABD ve Batı ülkeleriyle yaşanan görüş ayrılıkları, Türkiye'nin etkinliğini sınırlayabiliyor.