İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne düzenlediği son hava saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı hızla artıyor. Orta Doğu gözlemcilerine göre, son 24 saatte düzenlenen saldırılarda en az 30 kişi öldürüldü, onlarca kişi de yaralandı. Saldırılar, Refah ve Han Yunus kentleri başta olmak üzere bölgenin farklı noktalarında yoğunlaşırken, sivil kayıpların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Hamas'ın altyapısını hedef aldığını açıklarken, saldırıların özellikle tüneller ve roket rampalarına yönelik olduğunu savunuyor. Ancak sahadaki raporlar, saldırıların yerleşim alanlarını da vurduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze'de şu ana kadar 2 milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda ve insani yardım koridorları kesintiye uğramış durumda.
Çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail sınırına düzenlediği saldırıların ardından başlamıştı. İsrail'in başlattığı askeri operasyonlar, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmış, pek çok ülke ateşkes çağrılarında bulunmuştu. Ancak Mısır ve Katar arabuluculuğundaki müzakerelerden henüz somut bir sonuç çıkmamış durumda.
Bölgesel veya küresel boyut
Gazze'deki insani kriz, bölgesel istikrarı her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Mısır sınırında yaşanan göç dalgası, Ürdün ve Lübnan'da da güvenlik risklerini artırıyor. Ayrıca, İsrail'in İran destekli gruplarla çatışma riski, tüm Orta Doğu'yu yeni bir savaşın eşiğine getirebilir. Bu durum, küresel enerji piyasalarını da olumsuz etkiliyor ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor.
ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini belirtirken, sivil kayıpların azaltılması ve insani ateşkes sağlanması için çağrıda bulunuyor. Rusya ve Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'i kınayan karar tasarılarına destek veriyor, ancak ABD'nin vetosu ile karşılaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki çatışmaların derinleşmesi, Türkiye'nin Filistin politikasını doğrudan etkiliyor. Ankara, Filistinlilerin yanında yer alan tutumunu sürdürürken, bölgesel güvenlik endişeleri de artıyor. Türkiye, insani yardımlarını artırma kararı almış durumda ve ateşkes için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bu süreçte Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği ve Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi, Türk dış politikasının öncelikli konuları arasında olmaya devam ediyor.