İsrail ordusuna bağlı bir asker, Gazze Şeridi’ne insani yardım taşıyan Filistinli bir kamyon şoförünü “sahada infaz” ederek öldürdü. Olay, Dünya Merkezi Mutfağı (WCK) için gıda yardımı getiren 38 yaşındaki Ahmed Eslim’in, Refah Sınır Kapısı yakınlarında bir İsrail askeri tarafından başından vurulmasıyla gerçekleşti. Görgü tanıkları, Eslim’in yardım kamyonunu boşalttıktan sonra aracına dönerken herhangi bir uyarı yapılmadan hedef alındığını belirtti. Filistin Kamyon Şoförleri Birliği, bu “korkunç cinayeti” kınayarak, güvenlik garantisi sağlanana kadar tüm yardım sevkiyatlarını askıya alabileceğini duyurdu.
Olayın arka planı ve görgü tanıklarının ifadeleri
Olay, 28 Kasım 2025 sabahı saat 09.30 sularında, Refah Sınır Kapısı’nın Gazze tarafındaki yardım dağıtım noktasında meydana geldi. WCK’nın finanse ettiği un, pirinç, konserve ve bebek maması yüklü kamyonu kullanan Ahmed Eslim, yardımları boşaltıp aracına dönüyordu. Görgü tanığı Muhammed el-Hindi, “Ahmed’in kamyonuna binmek üzereyken bir İsrail askeri ona doğru yürüdü, bağırarak bir şeyler söyledi ve ardından tereddüt etmeden kafasına ateş etti. Olay yeri bir anda kan gölüne döndü. Asker hiçbir uyarı yapmadı, sadece infaz etti” dedi.
Bir başka tanık, aynı bölgede çalışan Hamdi Ebu Rida ise, askerin Eslim’e “Buradan çekil” diye bağırdığını, ancak sürücünün anında vurulduğunu söyledi. İsrail ordusu olayla ilgili olarak “terörist şüphesiyle hareket edildiğini” öne sürse de, herhangi bir silah veya patlayıcı bulunamadığı bildirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı, Eslim’in cesedinin otopsi için morga kaldırıldığını ve baş bölgesinde tek bir kurşun yarası tespit edildiğini açıkladı.
WCK, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Bir kez daha yardım çalışanına yönelik bu tür bir saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Gazze’deki sivillerin açlıkla mücadele ettiği bir dönemde, yardım koridorlarının güvenliği hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Örgüt, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler’e acil müdahale çağrısı yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarının sivil ve yardım personeli üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Daha önce Nisan 2024’te, yine WCK’ya ait bir yardım konvoyunun İsrail hava saldırısıyla vurulması sonucu 7 yardım çalışanı hayatını kaybetmişti. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze’de kasım ayı itibarıyla 300’den fazla yardım çalışanının öldürüldüğünü, bunların büyük kısmının Filistinli olduğunu raporlamıştı.
Uluslararası toplumdan tepkiler gecikmedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Sözcüsü Nabila Massrali, “Sivillerin ve insani yardım çalışanlarının korunması uluslararası insancıl hukukun gereğidir. Bu tür saldırılar kabul edilemez” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise olayı “endişeyle takip ettiğini” belirterek, İsrail’den kapsamlı bir soruşturma talep etti. Ancak Washington’un İsrail’e yönelik askeri yardımı kesme yönünde bir adım atmaması dikkat çekti.
Mısır, arabuluculuk çabaları kapsamında Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması için İsrail’le görüşmeler yürütürken, bu olayın müzakereleri olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Filistin Kamyon Şoförleri Birliği Başkanı Rami el-Şanti, “Eğer güvenlik sağlanmazsa, yardım taşımayı durduracağız. Kimse ölmek için bu işi yapmıyor” diyerek mevcut durumda yardım akışının sürdürülemez olduğunu vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Gazze’ye insani yardım akışının kesintisiz devamı için diplomatik girişimlerini sürdürürken, bu tür olaylar yardım koridorlarının güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Türk Kızılay ve AFAD’ın bölgedeki operasyonları, yerel lojistik ağlara bağımlı olduğundan, Filistinli kamyon şoförlerinin çekilmesi yardım dağıtımını sekteye uğratabilir. Ayrıca, bu olay İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki Türk tutumunu güçlendirmekte, ancak Ankara’nın arabuluculuk rolünü zorlaştırmaktadır. Türkiye’nin, yardım çalışanlarının korunması ve hesap verilebilirlik için uluslararası baskıyı artırması bekleniyor.