İsrail ordusunun, Suriye'nin güneyinde Beşar Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesinden bu yana 200'den fazla kişiyi gözaltına aldığı öne sürüldü. İsrail'in Suriye'deki faaliyetlerini izleyen Sijil Merkezi'ne göre, gözaltına alınanlar arasında siviller ve eski rejim unsurları bulunuyor. İsrail ordusu ise gözaltıların 'terörist şüphelileri' hedef aldığını savunuyor. Görgü tanıkları, gözaltına alınanların işkenceye maruz kaldığını ve ailelerinden habersiz tutulduğunu iddia ediyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye'de Esad rejiminin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde güvenlik boşluğu oluştu. İsrail, sınır bölgesinde istikrarsızlığın artmasını engellemek gerekçesiyle askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Sijil Merkezi'nin raporuna göre, İsrail güçleri özellikle Kuneytra ve Deraa bölgelerinde sistematik gözaltılar gerçekleştiriyor. Gözaltına alınanların çoğu, herhangi bir suçlama olmaksızın haftalarca tutuluyor. Merkez, İsrail'in bu uygulamalarla bölgede korku iklimi yaratarak kontrol sağlamaya çalıştığını belirtiyor.
İsrail ordusu, gözaltıların istihbarat toplama ve olası saldırıları önleme amacı taşıdığını açıkladı. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, keyfi gözaltıların Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu vurguluyor. Görgü tanıkları, gözaltına alınanların fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldığını, bazılarının serbest bırakıldıktan sonra bile tehdit edildiğini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Suriye'deki askeri varlığı, bölgesel dengeleri sarsıyor. Suriye geçici hükümeti, İsrail'in egemenliğine yönelik ihlaller olarak nitelendirdiği bu eylemlere karşı uluslararası toplumu göreve çağırdı. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bağımsız bir soruşturma başlatılması talebinde bulundu. ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Uzmanlar, İsrail'in Suriye'deki eylemlerinin, İran'ın bölgedeki etkisini kırmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu değerlendiriyor. Ancak bu tür uygulamalar, bölgede anti-İsrail duygularını körükleyebilir ve yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilir. Suriye'nin güneyi, İsrail, Ürdün ve Lübnan arasında hassas bir denge noktası olmayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in keyfi gözaltıları, Türkiye'nin bölgede istikrar ve insan hakları vurgusunu güçlendirmesine zemin hazırlayabilir. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiği önemi yineleyerek, İsrail'in eylemlerini uluslararası platformlarda gündeme getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki geçici hükümetle ilişkileri ve bölgedeki insani yardım çabaları, bu tür ihlallere karşı tutumunu şekillendirecektir. İsrail'in uygulamaları, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü de etkileyebilir.