İsrail ordusu, hükümete Lübnan genelinde serbestçe operasyon düzenleme yetkisinin korunması, tampon bölge oluşturulması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması çağrısında bulundu. İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin perşembe günkü haberine göre, ordu bu talepleri kapsamlı bir güvenlik değerlendirmesi ışığında Başbakan Binyamin Netanyahu ve üst düzey siyasi yetkililere iletti. Haber, taraflar arasında yapılan kapalı kapı toplantılarının detaylarını ortaya koyarken, ordunun özellikle kuzey sınırındaki gerginliğin artmasıyla birlikte mevcut askeri esnekliklerin kısıtlanmasından endişe duyduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes ve Savaş Sonrası Strateji
Habere göre, İsrail ordusu 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından Lübnan'daki askeri kazanımların korunması için siyasi iradeye ihtiyaç duyuyor. Ateşkes, 60 günlük bir geçiş sürecini öngörürken, Hizbullah'ın Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi ve Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu, bu sürecin tam olarak uygulanmaması durumunda operasyonel özgürlüğünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağını değerlendiriyor.
İsrail ordusunun uyarısı, özellikle Hizbullah'ın yeniden yapılanma çabalarına karşı önleyici bir hamle olarak görülüyor. Ordu kaynakları, grubun 2006 savaşından bu yana elde ettiği füze ve roket kapasitesinin bugün çok daha tehditkâr bir seviyeye ulaştığını vurguluyor. Ayrıca İran'ın Hizbullah'a yönelik lojistik desteği, Suriye üzerinden devam eden sevkiyatlar ve Lübnan'ın derinliklerinde inşa edilen yeraltı tesisleri, İsrail için stratejik bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Yedioth Ahronoth, ordunun hükümete sunduğu belgede, 'Lübnan genelinde istihbarat ve operasyon özgürlüğü olmadan tampon bölge korunamaz' ifadesine yer verildiğini aktarıyor. Belge ayrıca, Hizbullah'ın ateşkesi ihlal etmesi durumunda anında ve sert yanıt verilmesi için siyasi bir yeşil ışık talep ediyor. Öte yandan, Lübnan ordusunun güneyde etkin denetim sağlayamaması durumunda İsrail'in kendi tedbirlerini alacağı da belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, bölgedeki güç dengelerini yakından ilgilendiriyor. İsrail'in Lübnan'da operasyonel özgürlük talebi, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı ve mevcut ateşkesin ruhuyla çelişebilir. Karar, tarafların Litani Nehri'nin güneyinde askeri faaliyetlerini durdurmasını ve BM Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) denetimini öngörüyor. İsrail'in bu taleplerinin kabul edilmesi, uluslararası toplumda egemenlik ihlali olarak değerlendirilebilir ve Arap kamuoyunda tepki çekebilir.
Hizbullah cephesi ise henüz resmi bir yanıt vermemiş olsa da, örgütün eski lideri Hasan Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından yeni yönetim, İsrail'e karşı 'stratejik sabır' politikası izliyor. Ancak İsrail'in taleplerinin hayata geçirilmesi, yeni bir çatışma turunu tetikleyebilir. Bölgede İran destekli milislerin varlığı, gerilimin daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırıyor.
ABD ve Avrupa Birliği, ateşkesin korunması ve Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail, özellikle 7 Ekim 2023 sonrası güvenlik doktrinini yeniden şekillendirirken, sınır ötesi tehditlere karşı daha proaktif bir yaklaşım benimsiyor. Bu durum, Batılı müttefiklerle zaman zaman görüş ayrılıklarına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlık açısından önem taşıyor. İsrail-Lübnan sınırında olası bir tırmanma, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliğini ve Türkiye'nin bölgedeki deniz yetki alanlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve İran'la rekabeti bağlamında, Lübnan'da Hizbullah'a yönelik bir operasyon, bölge ülkeleri arasındaki dengeleri değiştirebilir. Ankara, ateşkesin korunması ve Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi yönündeki uluslararası çağrıları desteklemekte, ancak kendi sınır güvenliği hesaplamalarında Suriye ve Irak'taki PKK/YPG unsurlarına odaklanmaktadır. Yine de, bölgesel savaş riski Türkiye'yi ekonomik ve güvenlik açısından dolaylı olarak etkileyebileceğinden, gelişmeler Ankara tarafından yakından takip edilmektedir.