Suriye'nin fiili lideri Ahmed eş-Şaraa, Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesinin yalnızca Suriye için değil, tüm bölge için 'gerekli' olduğunu söyledi. Şaraa, 'Askeri harekat, işimizin araçlarından biridir, ama her şey değildir' diyerek, bundan sonraki süreçte siyasi ve diplomatik yolların öncelikli olacağının sinyalini verdi. Bu açıklama, Suriye'de 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinin ardından yeni yönetimin bölgesel ve uluslararası ilişkilerde izleyeceği yola dair önemli ipuçları taşıyor.
Esad Rejiminin Çöküşü ve Yeni Dönem
8 Aralık 2024'te Şam'ın düşmesiyle sonuçlanan askeri operasyon, Özgür Suriye Ordusu ve muhalif grupların koordineli saldırısı sonucu gerçekleşti. Esad'ın Rusya'ya kaçışı, 2011'de başlayan iç savaşın en kritik dönüm noktası oldu. Şaraa, liderliğini yaptığı Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki koalisyonun, bu operasyonu sivil kayıpları en aza indirerek tamamladığını iddia etti. Yeni yönetim, ülkenin yeniden inşası, siyasi geçiş süreci ve uluslararası meşruiyetin sağlanması gibi zorlu bir gündemle karşı karşıya.
Şaraa'nın bu açıklamaları, Şam'daki hükümet binasında yaptığı ve Reuters'a verdiği demeçte yer aldı. 'Bu başarının mimarı olan tüm Suriyelilere teşekkür ediyorum' diyen Şaraa, devrimin 'özgürlük, adalet ve onur' için yapıldığını vurguladı. Bununla birlikte, yeni yönetimin Esad rejiminin bıraktığı yıkımı onarmak ve ülkeyi birleştirmek için kapsamlı bir yol haritası izleyeceğini belirtti. Özellikle azınlık grupların hakları, kadınların toplumdaki yeri ve hukukun üstünlüğü konularında uluslararası topluma güvence vermeye çalıştı.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Esad rejiminin çöküşü, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirdi. İran'ın Suriye'deki askeri varlığı büyük ölçüde zayıflarken, Rusya'nın Tartus deniz üssü ve Hmeymim hava üssü gibi askeri tesislerinin geleceği belirsizliğini koruyor. Türkiye, sınır güvenliği ve mülteci krizi açısından yeni bir döneme girerken, İsrail ise Golan Tepeleri'nde konumunu güçlendirme adımları attı. Şaraa'nın 'Esad'ın devrilmesinin bölge için gerekli olduğu' sözleri, bu yeni durumu meşrulaştırma çabası olarak yorumlanabilir.
Uluslararası toplumun yeni yönetime yaklaşımı ise temkinli. Henüz hiçbir ülke HTŞ'yi resmi olarak tanımış değil; örgüt, halen terör örgütleri listesinde yer alıyor. Şaraa'nın son röportajlarında 'ılımlı' bir mesaj vermeye özen göstermesi, uluslararası meşruiyet kazanma ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasını sağlama hedefine işaret ediyor. Bu bağlamda Şaraa, 'askeri harekatın bir araç olduğunu, ancak asıl amacın siyasi çözüm olduğunu' söyleyerek, Batılı ülkelere güven vermeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şaraa'nın açıklamaları, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönemeçte geldi. Ankara, uzun süredir Esad'ın gitmesi gerektiğini savunuyordu ve bu gerçekleşti. Ancak Türkiye'nin asıl endişesi, PKK/YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu yapı ve sınır güvenliği. Yeni yönetimin bu konuda vereceği somut adımlar, Türkiye ile ilişkilerin seyrini belirleyecek. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin geri dönüşü de Türkiye için öncelikli. Şaraa'nın 'bölge için gerekli' ifadesi, Türkiye'nin tezlerini dolaylı olarak doğruluyor. Ancak önümüzdeki süreçte yeni yönetimin kapsayıcı olması ve terörle mücadelede somut adımlar atması bekleniyor.