İsrail muhalefet lideri ve Yesh Atid partisi başkanı Yair Lapid, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'i iç güvenliği 'tarihi bir dibe' sürüklemekle suçladı. Lapid, kuzey Negev bölgesinde artan silahlı olaylara dikkat çekerek hükümetin organize suçla mücadelede başarısız olduğunu savundu. Açıklama, İsrail'in güneyinde Arap toplumunun yoğun yaşadığı bölgelerde güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Lapid'in eleştirileri, kuzey Negev'de son haftalarda yaşanan ve can kayıplarına yol açan silahlı çatışmaların ardından geldi. Bölgede organize suç örgütleri arasındaki hesaplaşmalar ve kan davaları sık sık sivil kayıplara neden oluyor. İsrail polisi, bu suç ağlarını çökertmek için yeterli kaynağa ve yetkiye sahip olmadığını belirtirken, Ben-Gvir'in liderliğindeki Ulusal Güvenlik Bakanlığı'nın öncelikleri de tartışma konusu.
Muhalefet, hükümetin güvenlik politikalarını eleştirirken, özellikle Arap toplumuna yönelik ayrımcılık iddialarını da gündeme getiriyor. Lapid, "Netanyahu ve Ben-Gvir, iç güvenliği korumak yerine siyasi kazanç peşinde koşuyor. Kuzey Negev'de vatandaşlar her gün silah sesleriyle uyanıyor ve hükümetin umurunda değil" ifadelerini kullandı.
İsrail'de iç güvenlik, zaten uzun süredir tartışmalı bir konu. 2023 yılında Arap toplumunda işlenen cinayet sayısı rekor seviyeye ulaşmıştı. Polis verilerine göre, 2023'te 244 Arap vatandaşı cinayete kurban gitti; bu sayı 2022'de 116'ydı. Hükümet, suçla mücadele için özel bütçeler ayırsa da, sahadaki sonuçlar yetersiz kalıyor.
Ben-Gvir ise suçlamaları reddederek, göreve geldiğinden bu yana polis güçlerine daha fazla yetki verdiğini ve suçla mücadelede kararlı olduğunu savunuyor. Ancak muhalefet, Ben-Gvir'in popülist söylemlerinin sahada somut sonuç üretmediğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki iç güvenlik sorunu, ülkenin genel istikrarı ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından önem taşıyor. Özellikle Gazze Şeridi'ne yakın bölgelerde yaşanan güvenlik zafiyetleri, Hamas gibi örgütlerin propaganda malzemesi haline gelebiliyor. Ayrıca, Negev'deki Arap toplumunun maruz kaldığı şiddet, İsrail'in demografik yapısı ve sosyal uyumu üzerinde baskı oluşturuyor.
Uluslararası alanda ise İsrail'in insan hakları sicili sık sık eleştiriliyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'i Arap vatandaşlarına yönelik ayrımcı politikaları nedeniyle uyarıyor. İç güvenlikteki başarısızlık, İsrail'in uluslararası itibarını da zedeliyor.
Öte yandan, Netanyahu hükümeti, yargı reformu ve diğer iç politikalar nedeniyle zaten yoğun bir baskı altında. Muhalefetin güvenlik kartını kullanması, yaklaşan seçimler öncesinde siyasi tansiyonu daha da artırabilir. İsrail siyasetinde güvenlik her zaman belirleyici bir faktör olduğundan, Lapid'in çıkışı seçmen nezdinde karşılık bulabilir.
Bölgesel olarak, İsrail'in iç istikrarsızlığı, komşu ülkeler ve Filistin meselesiyle doğrudan bağlantılı. Ürdün ve Mısır gibi ülkeler, İsrail'deki iç karışıklıkların kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Ayrıca, İsrail'in iç güvenlik sorunları, İran ve Hizbullah gibi aktörlerin bölgedeki etkisini artırmasına zemin hazırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki iç güvenlik tartışmaları, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistinlilere ve kendi Arap vatandaşlarına yönelik politikalarını eleştiriyor. Netanyahu hükümetinin güvenlikte başarısız olması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölgesel hamlelerine alan açabilir. Ancak Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olduğundan, bu tür gelişmeleri temkinli bir dille değerlendirmesi bekleniyor.