İsrail'de iki Knesset üyesi, Gazze'deki savaş sırasında soykırımı teşvik ettikleri gerekçesiyle Hind Rajab Vakfı tarafından Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) şikayet edildi. Vakıf, milletvekillerinin Filistinli sivil nüfusa yönelik açıkça şiddet çağrısı yapan ifadeler kullandığını iddia ediyor. Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasının uluslararası hukuk zeminine taşınması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Hind Rajab Vakfı'nın başvurusu
Hind Rajab Vakfı, adını 2024 yılının başlarında Gazze'de bir İsrail saldırısında hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli kız çocuğundan alıyor. Vakıf, savaş suçları ve soykırım iddialarını uluslararası platformlara taşımayı amaçlıyor. Son başvuruda, İsrailli iki milletvekilinin Gazze'deki askeri operasyonlarla ilgili yaptığı açıklamaların, 1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi kapsamında 'doğrudan ve alenen soykırıma teşvik' suçunu oluşturduğu öne sürülüyor.
Vakıf, milletvekillerinin açıklamalarında sivillerin hedef alınması, açlık ve susuzluğun bir silah olarak kullanılması gibi ifadelerin bulunduğunu belirtti. UCM Savcılığı'nın iddiaları incelemeye alıp almayacağı merak konusu. Geçtiğimiz aylarda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında da soykırım suçlamasıyla UCM'ye başvuru yapılmış, ancak mahkeme henüz bir tutuklama kararı çıkarmamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası hukukun rolünü yeniden gündeme taşıyor. Güney Afrika'nın İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı soykırım davası halen devam ederken, bireysel milletvekillerine yönelik bu tür bir başvuru, sorumluluğun sadece hükümet düzeyinde değil, bireysel olarak da aranabileceğini gösteriyor. UCM'nin bu başvuruyu kabul etmesi halinde, İsrailli siyasetçiler için yeni bir hukuki risk alanı oluşacak.
Bu gelişme, İsrail'in uluslararası alanda artan yalnızlığının bir yansıması olarak da okunuyor. Birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu, Gazze'deki savaşın uluslararası hukuka aykırı boyutlarına dikkat çekiyor. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri İsrail'i desteklemeye devam ederken, Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan birçok ülke Filistin yanlısı tutum alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze saldırılarını sert bir dille eleştiren ülkelerin başında geliyor. Ankara, UAD'deki soykırım davasını desteklediğini açıklamış ve İsrail'le ticari ilişkileri askıya almıştı. Bu yeni dava, Türkiye'nin Filistin davasını uluslararası hukuk zeminde savunma stratejisiyle örtüşüyor. Türk kamuoyunda da Filistin'e destek yüksek seyrediyor. Ancak Türkiye-İsrail arasındaki son dönemdeki yumuşama sinyalleri, bu tür davaların ikili ilişkileri daha da germe potansiyeli taşıması nedeniyle Ankara'nın dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektiriyor.