İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, ülkenin artan borç yüküne dikkat çekerek, yıl sonunda yapılacak seçimlerden sonra göreve gelecek yeni hükümetin savunma başta olmak üzere kamu harcamalarını dizginlemesi ve eğitim, altyapı gibi büyüme motorlarına daha fazla kaynak ayırması gerektiğini söyledi. Yaron, Çarşamba günü Kudüs’te yaptığı açıklamada, “Mevcut gidişat sürdürülemez. Borç/GSYH oranı düşürülmeli ve yapısal reformlarla verimlilik artırılmalı” dedi. İsrail ekonomisi son yıllarda savunma harcamalarındaki artış nedeniyle mali disiplinde zorlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Savunma Harcamaları ve Mali Disiplin
İsrail’de 2022’de savunma bütçesi 24,3 milyar dolara ulaştı ve GSYH’nin yüzde 5,2’sine denk geldi. Bu oran, OECD ortalamasının oldukça üzerinde. Ülke, sınır güvenliği ve İran tehdidi gibi nedenlerle yüksek savunma harcamalarını sürdürüyor. Ancak Merkez Bankası, artan borç yükü ve enflasyon baskısı karşısında mali disiplinin önemini vurguluyor. Yaron, “Askeri harcamaları tamamen kısmak mümkün değil, ancak önceliklendirme yapılmalı” diye konuştu. Öte yandan, İsrail’in eğitim ve altyapı yatırımları, özellikle teknoloji sektörü dışında, OECD ortalamasının altında kalıyor. Bu da uzun vadeli büyüme potansiyelini sınırlıyor.
Yaron, faiz oranları ve enflasyonla mücadele konusunda da uyarılarda bulundu. Merkez Bankası, geçen yıl enflasyonu kontrol altına almak için faizleri yüzde 4,5’e yükseltmişti. Yaron, mali politikaların para politikasını desteklemesi gerektiğini söyledi. Aksi halde faizlerin daha da yükselmesi gerekebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail ekonomisindeki bu gelişmeler, bölgesel ve küresel piyasalar için de önemli. İsrail, güçlü teknoloji sektörü ve savunma sanayii ile dikkat çekiyor. Ancak mali disiplinsizlik, ülkenin kredi notunu ve uluslararası yatırımcı güvenini etkileyebilir. Özellikle İbrahim Anlaşmaları’yla bölgesel entegrasyonu artıran İsrail, istikrarlı bir ekonomiye ihtiyaç duyuyor. Ayrıca, İran ve diğer güvenlik tehditleri nedeniyle askeri harcamaların yüksek olması, bütçe üzerinde baskı yaratıyor. Bu durum, İsrail’in ABD’den aldığı askeri yardımlarla kısmen hafifletilse de, sürdürülebilir bir mali yapı için reformlar şart.
Küresel olarak, merkez bankalarının faiz artırımları ve yavaşlayan dünya ekonomisi, İsrail gibi ihracata dayalı ekonomileri olumsuz etkiliyor. Yaron’un açıklamaları, benzer yapısal sorunlar yaşayan diğer gelişmiş ekonomiler için de bir uyarı niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail’in mali disiplin arayışı, Türkiye için de dolaylı öneme sahip. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022’de 9 milyar dolar seviyesindeydi. İsrail’de ekonomik istikrar, Türk ihracatçıları için önemli bir pazar anlamına geliyor. Ayrıca, enerji alanında Doğu Akdeniz’de işbirliği potansiyeli bulunuyor. Türkiye, yüksek enflasyon ve cari açık gibi benzer sorunlarla mücadele ederken, İsrail’in reform deneyimleri dikkatle izlenmeli. Bununla birlikte, iki ülke arasında siyasi gerilimler devam etse de, ekonomik ilişkilerin karşılıklı fayda sağladığı unutulmamalı.