İsrail askeri mahkemesi, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nin başhekimi Dr. Hussam Abu Safiya'nın, hakkında herhangi bir resmi suçlama bulunmamasına rağmen gözaltında tutulmasına hükmetti. Ordu tarafından 27 Aralık 2024'te gözaltına alınan doktor, o tarihten bu yana İsrail tarafından belirtilmeyen bir yerde tutuluyor. Mahkeme kararı, insan hakları örgütleri ve uluslararası toplumun yoğun tepkisine yol açtı.
Gelişmenin arka planı
Dr. Abu Safiya, Filistin topraklarında sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar konusunda uluslararası alanda tanınan bir figür. Kemal Advan Hastanesi, Gazze'nin kuzeyinde faaliyet gösteren son büyük sağlık kuruluşlarından biriydi. Ekim 2023'te başlayan İsrail saldırıları sırasında hastane birçok kez hedef alındı ve kasım ayında İsrail ordusu hastaneyi kuşatarak doktor ve hastaları zorla tahliye etmişti. Abu Safiya, hastanenin bombalanmasına ve ilaç kıtlığına rağmen çalışmalarını sürdürmesiyle biliniyor.
İsrail ordusu, Abu Safiya'yı gözaltına aldığını doğrulasa da, hakkında herhangi bir suçlama veya yargılama süreci başlatmadı. İsrail makamları, gözaltı gerekçesi olarak askeri amaçlar veya güvenlik endişeleri gibi genel ifadeler kullanmakla yetiniyor. Bu durum, keyfi gözaltı uygulamalarına dair endişeleri artırıyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Abu Safiya'nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi de konuyu yakından takip ettiğini duyurdu. Filistin Sağlık Bakanlığı ise doktorun gözaltında işkenceye maruz kaldığına dair iddiaları kamuoyuna taşıdı ancak bağımsız bir doğrulama henüz yapılamadı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, İsrail'in Filistinli sağlık çalışanlarına yönelik muamelesinin sadece bir örneği. Gazze'de savaşın başlamasından bu yana yüzlerce sağlık çalışanı ve sivil gözaltına alındı. Birçoğu hala hukuki statüsü belirsiz bir şekilde, herhangi bir suçlama olmaksızın alıkonuluyor. İsrail sivil toplum kuruluşu HaMoked, 2015 yılında İsrail'in idari gözaltı uygulamasını genişlettiğini ve bu kapsamda binlerce Filistinlinin suçlama veya yargılama olmaksızın süresiz gözaltında tutulduğunu rapor etti. Dr. Abu Safiya'ya yönelik muamele, bu endişeleri daha da artırıyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), İsrail'in Gazze'deki eylemlerini savaş suçu kapsamında inceleme altında tutuyor. Sağlık tesislerine yönelik saldırılar ve sağlık çalışanlarının hedef alınması, potansiyel savaş suçu iddiaları arasında yer alıyor. Ancak İsrail, ICC'nin yargı yetkisini tanımadığını defalarca belirtti. Bu durum, uluslararası hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik konusunda ciddi bir boşluk olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen ve Gazze'deki insani krize karşı aktif bir dış politika izleyen bir ülke. Dr. Abu Safiya'nın gözaltına alınması, Türk kamuoyunda da geniş yankı buldu. Dışişleri Bakanlığı daha önce benzer olaylarda İsrail'i kınamış ve Filistinli sağlık çalışanlarının korunması çağrısında bulunmuştu. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabileceği gibi, Ankara'nın Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Filistin haklarına yönelik savunuculuğunu güçlendirmesine de yol açabilir. Aynı zamanda, Türkiye'nin insani yardım ve sağlık alanında Gazze'ye desteğini artırması beklenebilir.